Ne Kadar Enteresan?,

Surrogates - Suretler

12:00 Doorstepping 3 Comments

Şu anda yaşadığımız hayatın ötesinde bir görsellik, düşünce yani hayal gücü ve zeka sunduğu için Bilim-Kurgu ve Fantezi benim için her zaman önceliklidir.

Suretler için şahane bir filmdi diyemeyeceğim ancak bilim-kurgu ve Bruce Wills bir araya gelince akan sular durdu.
Düşünce yine şahane, şöyle; teknoloji ve bilim o kadar ilerlemiştir ki insanlar günlük hayatlarındaki işleri için suretlerini yani kendilerine benzer robotlarını kullanmaya başlarlar. İşyerlerinde, sokaklarda hep robotlar vardır. İnsanlar evden bağlandıkları suretleri sayesinde hayatlarına devam ederler.

Konusu böyle devam ediyor. Benim değinmek istediğim suretlerin halleri. Tüm insanlar suretlerini görünmek istedikleri şekilde yaptırmaktadırlar. Bundan dolayı heryerde kusursuz görünümlü insanlar dolaşmaktadır. Mesela afişteki Bruce'un gerçek hali, aşağıdaki ise sureti!

Evde makinalara bağlı insanların çoğu yaşlı, saçları beyazlamış, kırışmış iken gerçekte mükemmele yakın bir görünüm ile yaşamaktadırlar. Alttaki resimde gördüğünüz Bruce Wills'in karısının sureti, gerçekte ise yüzünde geçirdikleri trafik kazasının izlerini taşıyan, çocuğunu kaybettikten sonra girdiği depresyondan çıkamayan çökmüş bir kadın. Ve bu insanlar gerçek hallerinde çok mutsuz oldukları için olmak istedikleri halde mutlu bir hayat yaşamaktadırlar.



Hatta o kadar uçalara gidenler var ki beyaz iken siyah suret seçenler, şişman kıllı bir erkek iken, sarışın bir bomba olarak dolaşanlar...

Aslında düşününce fikir çok da uçuk gelmiyor. Şimdi de bir sürü insan kusursuz görünmek için bıçak altına korkusuzca yatıyor. Botoxlu herkes birbirine benziyor.

Bence bu tür bir imkanları olsa bu grup mutlaka suret kullanırdı. Ne dersiniz?

You Might Also Like

3 yorum:

ebvata dedi ki...

Biraz Ben, Robot biraz Yapay Zeka tadı aldım bu filmde ve canım gene Blade Runner'ı izlemek istedi :)

defne dedi ki...

absolutely derim :)

Doorstepping dedi ki...

Ebvatacım; evet benziyor. Isaac Asimov'un kitabından uyarlama, adam yanlış hatırlamıyorsam 1940'larda yazmış galiba kitabı. Şimdi basılmıyor kitap. Eski kitapçıdan bulmuştum.

Defnecim; di mi efenim!