Minimalism Challenge'de 3.Hafta


15. Gün:  Günlük Alışkanlıklarınızı Gözden Geçirin

Bugün alışkanlıklarınızı gözden geçirin. 
Sabah rutinininizden çalışma şeklinize, 
akşam gerçekleştirdiğiniz aktivititelere kadar...
Hangi davranışlarınızı geliştirebilirsiniz, hangilerini yapmaya son verebilirsiniz, 
hangi yeni alışkanlıkları rutininizin içine dahil edebilirsiniz?

16. Gün:  24 Saat Boyunca Hiçbir Şey Satınalmayın

Hastalıklı bir durum olan "duygusal harcama" döngüsünden kurtulmak için 
24 saat boyunca hiçbir harcama yapmayın.
Buna yemek ve diğer gerekli şeyler de dahil.
Örn: Yemeğinizi yanınızda götürmek için hazırlık yapın.
Gün sonunda nasıl hissettiğinizi bir bakın .

17.Gün: Tek İşe Odaklanın

Gün içinde sürekli bir işten diğerine geçiyoruz. 
Bunu fark etmeden yapıyoruz, çünkü koşullar onu gerektiriyor.
Aynı anda birden fazla iş ile meşgul olunca da,
tek iş yaparken sağlanacak verimliliğe ulaşamıyoruz.
Bugün sadece bir işe yoğunlamşamaya çalışın.
Yaptığınız iş bittikten sonra yenisine geçin.
Konsantre çalışmanın faydalarını göreceksiniz.


18. Gün:  Unfollow & Unfriend

(bu başlığı türkçeye çevirmedim. İngilizcesi daha kibar :)))
 Takip ettiğiniz insanlarda biraz daha seçici olarak 
sosyal medya deneyiminizi azaltın.
Yıllardır görüşmediğiniz arkadaşlar ile 
Facebook'da hala arkadaş kalmaya ihtiyacınız var mı?
Listelerinizin üstünden geçin ve olabildiğince sayıyı azaltın.

19. Gün: Yürüyüşe Çıkın ve Farkındalığınızı Arttırmaya Çalışın.
Yürüyüşler farkındalığı arttırmak için mükemmel bir fırsattır. 
Yürüyüş için tanıdık bir rota seçin.
Tüm duyularınız çevrenize yöneltin.
O bildiğinizi sandığınız rotanız üstünde ne kadar çok
yeni şey fark edeceğinize şaşıracaksınız.
Yürüyüşünüz bittiğinde yenilenmiş hissedeceksiniz.

20. Gün: TV Yok, Okumayı Tercih Edin

Tüm elektronik cihazlar, melatonin üretimimizi bozan
ve uyku kalitemizi düşüren mavi bir ışık yayar.
Günü TV ile bitirmek yerine,
okumaktan hoşlanacağınız bir kitap ile bitirin.

21. Gün: 20 Dakika Boyunca Günlük Tutun

Yazmak düşüncelerinizi düzenlemenizi sağlar
ve düşüncelerin oluşturduğu baskıyı azaltır.
Aklınıza gelen herşeyi yazmak için bugün 20 dakikanızı ayırın.
Belki çok seversiniz ve günlük rutininizin içine ilave etmek istersiniz.

Sadeleşme Meydan Okumasında 2. Hafta


Gelelim yeni haftaya...



8. Gün:  Yalnız olmanın tadını çıkarın

En az 3 saati(daha fazla da olur) yalnız, sosyal medyasız ve TVsiz geçirin. 
Sadece TV izlememek değil, arka planda bile açık olmasın. 
Yalnızlığın, kendi kendiniz ile kalmanın nasıl bir şey olduğunu anlamaya çalışın. 
Eğer isterseniz, bu sürede düşüncelerinizi yazabilirsiniz📝


9. Gün:  Güzellik ürünlerinizde küçülmeye gidin


Düzenli olarak kullandığınız güzellik ürünlerini saçtan, ayağa kadar listeleyin.
Burada önemli nokta, çekmece ve dolapları karıştırmadan bunu yapmak.
Hafızanızda düzenli olarak ne varsa onları yazın.
Gerisini verin veya atın!!!!!

10. Gün: Yemeğe kadar sosyal medya ve emaillere bakmak yok


Günün en verimli saatlerini, işleri halletmek için kullanın. 

Ne kadar hünerli olduğunuzu göreceksiniz!

11. Gün: Tüm sorumluluklarını / taahütlerinizi değerlendirin


Tüm sorumluluklarınızı ve bağlılıklarınızı yazın. 

Üyelikler, yan projeler, verilen sözler ve diğer sorumluluklar.
Şimdi dürüst olun. 
Hangilerini görev olduğu için yapıyorsunuz,
hangilerini yapmaktan gerçekten zevk alıyorsunuz?
veya sizin için anlamlı?
Sonuç ile ne yapacağınızı biliyorsunuz ;)

12. Gün: Bu yıl için hedeflerinizi belirleyin



Hedeflerinizi belirlemek, yaşamınıza pasif bir şekilde devam etmenizi engeller.
Günlük eylemlerinizi önceliklerinize göre belirlemenizi sağlar.
Bugün yarım saatinizi, kendiniz için birkaç tane 
büyük, heyecan verici hedef belirlemek için ayırın.

13. Gün: Kıyafet dolabınızı temizleyin



Tüm öğleden sonranızı, dolabınızı parça parça gözden geçirmeye ayırın.
İlham vermeyen ve sizi iyi hissettirmeyen kıyafetlerden kurtulun.

14. Gün: Yeni bir beceri öğrenmek için adım atın



Yeni bir şeyler öğrenmek, ufkunuzu geliştiri ve eğlencelidir.
Bugün hep merak ettiğiniz bir beceri seçin.
Bunun için gerekli olan herşeyi bir araya getirin.
Ve başlayın :D

Eğlenceli bir hafta olacağa benziyor!

Minimalism Challenge'ın İlk Haftası Nasıl Geçti?


Çok da kolay geçti, pek de kolay geçti.

1.GÜN offline olmak düşündüğümden daha rahat geçti.
Telefon elimize yapıştı zannediyoruz da,
bırakınca oluyormuş işte.
İnternet kısmı tamamen offline'dı.
Okul ve aileden haber almak için telefon açıktı.
Çok da şey etmeyin yani :)

2.GÜN meditasyon yaptım. Sadece 15dk. içindi.
Telefonun sayacını 15 dakikaya ayarladım.
Bitmesine daha var mı? Süreyi aştım mı, kaygıları da yok.
Zaman zaman nefese odaklanmakta zorlandım.
Ama önemli olan hiçbir şey düşünmeden, sakince oturup,
nefes aldığın süreler.
Yaptıkça da artacak. Ondan her gün zaman ayırırım diye
düşünüyordum, olmadı.
Fekat en azından bu hafta 3 kere yaptım.
Alışkanlık olana kadar devam!


3.GÜN bilgisayardaki gereksiz dosyaları silecektim. 
Daha önce bu temizliği gerçekleştirdiğim için
Telefon ve iPad'e yüklendim.
Özellikle bir telefon ve iPad'in hafızası çok büyük olduğu için
eski uygulamaları silmeye gerek kalmadan yenisini yüklüyordum.
Onları temizledim, yemin ediyorum makinaların yüzü güldü.

4.GÜN en zor gün! Hiçbir şeyden şikayet etmeden bir gün geçir diyor da
o öyle olmuyor işte O_O
Arkadaşlar -afedersiniz bunu söylemem lazım- 
ben çişimle bile kavga ediyormuşum.
Hayır, o büyük olan ile kavga edenler için bir deyim var.
Tamam da bu çiş! Su yani! Derdin nedir?
Her tuvalet macerası kağıtlara, sifona sarmadan bitmiyor.
Bugün için ya şikayet etmeyin diyordu yada çözüm bulun.
Ben şikayet etmeme kısmını başaramayınca,
olaya çözüm buldum. Artık onu da açıklamayayım :))
Şaka bir yana, bugün en azından şikayet ettiğim şeyleri fark ettim.
Ve takip eden günler de "bak şikayet ediyorsun" diye kendimi uyardım.


5.GÜN hayatım ile ilgili önceliklerimi belirledim.
Ülke koşulları gereği ilk sırayı güvenlik alıyor.
Bu kısmı uzatmak istemiyorum, can sıkıcı...
2.sıra ailem, sonra sağlıklı yaşam
son olarak da sade/minimal yaşam!!!
Aslında önceliklerini belirle, minimal yaşam en önemlilerinden diye söylemese
katiyen bu listeye girmezdi.
Ama neden böyle diyor diye düşününce,
şu alt başlıklar çıktı ve böylece listeye girdi :)


 ilişkiler : misal yersiz, insanları hayatından çıkar. 
Kafanı yorma.
para : gereksiz harcama, hadi oldu harcadın, 
mantıklı bir döngü içine sok, başkalarınla paylaş
spor: günlük akışına hareketi sok, hiçbir şey yapamazsan bile
 bir kaç adım fazla atmak için çabala
ev: Yaşaman için gerekli olan eşyaların dışındaki herşeyden kurtul. 
Yoruyor, maddi, manevi.
teknoloji: Süreni azalt. 
En azından uyumadan önce "son defa", kalkınca "ilk iş" olarak telefona gömülme. 
çocuk: Sen sadeleşme çabasını 37 yaşında hayatına geçirmeye çalışıyorsun. 
Çocuğunu bu bilinç ile yetiştir.


6.GÜN görevim bir sabah rutini oluşturmak! 
Sabah güne başlayış şeklim benim bütün günümü etkiliyor. 

Hiç olmadı yarım günümü kesin etkiliyor. 
Lanet kalktım mı, o öyle gidiyor.......
1)Onun için sabah rutinimin en başında "insan gibi bir saatte kalkmak" var. 
Bakın erken demiyorum. 
Kalkınca insana benzeyecek kadar uykumu almış olsam yeter.
Onun için de akşam normal bir saatte yatmam gerekiyor. 
Öyle belirli bir yatış saatim yok, akşam 8'de de yatıyorum, sabah 4'te de.
Neyse zaten bu #challenge ın amacı da düzeni sağlamak, olacak!
2)Lâl'i müzik ile uyandırmak(hedefim bu)
3)Lâl'e kahvaltı, kendime akşama kadar olan öğünleri hazırlamak.
4) Kıyafetleri ayarlamak(bunu akşama almam lazım)
6) Karpuz'a mama, ilaçlarını vermek. 
Lâl ile Karpuz'a sabah sevmesi yapmak🐶
5) İş çantasını(kendisi çekçekli valiz) normal çantamı kontrol etmek
(bak bunu akşamdan hazırlamayı başardım bir süredir)
6) Giyinip, telefonları, şarjları alıp evden çıkmak.
7) Lâl'i okula bıraktıktan sonra yürüyüş yapıp, işe geçmek.
(bunu bu hafta uygulamaya başladım)

7.GÜN okuma listemi küçültmem gerekiyordu.
Ben bilgisayardan çok telefon kullandığım için
benim "reading list"in ekran görüntüleri, 
pinterestten indirdiklerim ve
basılı materyallerden çektiğim fotoğraflardan oluşuyor.
Ben bugün zaman buldukça tüm gereksiz kayıtları sildim.
Oh, rahatlık. Resmen beynim de rahatladı.
Boşu boşuna hem telefonda, hem beynimde
"bunu yaparım, bunu da yaparım" diye yer kaplıyorlarmış



Sonuç olarak!
Bu listede yazılanları bir günlük yapmak insanı minimal yapmıyor, 
sade yaşama iftiharla da geçmiş olmuyorsun.
Ama 30 gün boyunca sadeliği,
rutin hayatına nasıl entegre edebileceğini "uygulayarak" öğrenmiş oluyorsun.

Ve her bir gün yaptıkların,
 yavaş yavaş günlük hayatında da yerini bulmaya başlıyor. 
Önemli olan bu challenge ile farkındalık yaratmak, o da oluyor!


Minimalizm için Meydan Okuma

Sadeleşmeye çalışma serüvenimi biliyorsunuzdur.
Şimdi tekrar kafa ütülemeyeyim.
Ütüle ütüle! derseniz,
bu link o yazıya ait; sadelik 

Ağustos'tan bu yana hatrı sayılır değişiklikler oldu hayatımda.
Sadeleşmenin bir adımı olarak 
düşünerek almak.
Lal'e "gereksiz" nedir anlatmaya çalışmak.
Evde bulunan eşyaların bize yetecek kadarını belirleyip,
diğerlerini başkaları ile paylaşmak.



Bu hiç kolay bir şey değil arkadaşlar.
Yapan, yeni yapmaya başlayanlar bilir.
Senelerdir kullandığımız ve hala kullanıyor olduğumuz
bir sürü eşyayı öyle torbalara doldurup,
çöpün yanına koymak çok mümkün olmuyor.

Onlar da faydalı birilerine ulaşsın istiyorsunuz.
Doğru insanları bulmak istiyorsunuz.
Günlük yaşamınızın içinde
evi sadeleştirmeye çalışmak bile büyük zaman alırken,
doğru kişileri bulup, eşyaları ulaştırmak da
çok zaman isteyen bir iş.

Ama yapıyor muyum, yapıyorum.
Çünkü gönül verdim :))

Neyse esas konuya gelelim.
Aslında değişim üztüne yazacaktım. 
Bir baktım yine kafa ütülemişim.
Zory.



Tam olarak 23 Ocak 2016'da telefonuma bir liste indirmişim.
Hafızada yer kalmayınca tek tek foto ayıklarken buldum.
Minimalism Challenge
Sanki ilk defa bulmuş gibi sevindim.
Ya, indirmişsin, heveslenmişsin, niye yapmıyorsun?
Ben de böyleyim işte!
Neredeyse üstünden bir yıl geçmiş o_O 

Zararın bir yerinden dönünce kar oluyor dediler.
2.kez elime geçtiği gibi,
bu sefer hiç beklemeden uygulamaya başladım.

Çünkü şu geçen 2 senede öğrendiğim.
"Mükemmeliyetçi" zihniyetten dolayı,
bir sürü şeyi başlamadan bırakmışım.

Yarım olacaksa, istediğim gibi sonuçlanmayacaksa,
kötü olacaksa, tam olmayacaksa, 
eskik kalacaksa, arada boşluklar olacaksa, 
yok düşündüğüm gibi gerçekleşmeyecekse
HİÇ YAPMAYAYIM DAHA İYİ
diye diye senelerim geçti.

Blog yazma mevzusundan örnek verirsem, en kolay şekli ile anlatmış olurum.
Bir çok yazacağım yazıyı,
fotoğraf çekemedim diye,
çektiğim fotoğrafları beğenmedim diye,
az fotoğrafla yazı yazyınlamak istemiyorum diye,
saati geç oldu diye,
günü geçti diye,
(özellikle seyahat yazıları için) tam ayrıntıları ile anlatmam lazım diye,
konuyla ilgili şunu da ekleyeyim, sonra yayınlarım 
diye diye diye yazmadım.
Yazdıklarımı yayınlamadım.
Son olarak bilgisayarın kapağını bile açmadan 
yazmaktan vazgeçmeye başladım O_O

Şu anda bile "çok uzattın Çağrı, fotoğraf koymadan yayınlayamazsın,
yazdıkça yazdın, ne koyacaksın şimdi" diye söyleniyorum.

Ama bu sefer öyle yada böyle 
vurucam kırbacı yayınlayacağım!

Bak hala konuya gelemedim.
Neyse efendim, baktım ilk gün challange offline olmak,
saat kaç olursa olsun başla dedim.
Çok şükür böylece 2.güne geçebildim :))

"Minimalism Challenge"ı yaratan kişi Anuschka Rees
Esas konusu aslında "kendi stilinize göre bir gardrop yaratmak" 
Hatta bunun üstüne bir kitabı bile var.
Ama bu mevzulara girip daha da uzatmak istemiyorum.




2015 yılına girerken "Minimalizm için bir meydan okuma listesi" hazırlıyor.
Diyorki "hep değişimden bahsediyoruz, işte onun için bir fırsat.
Minimal yaşama, sadeliğe bir adım daha yaklaşmak için,
kendiniz ile ilgili yeni bir şeyler keşfetmek için,
daha az eşya ile daha basit 
ve amacınıza yönelik bir hayat sürmek için,
artan enerji ve zamanınızı sevdiğiniz şeyler ve insanlar ile geçirmek için
Ocak ayını meydan okumaya çevirin!"



Hadi biz de 2017'de aynı amaç için üstümüzdeki ataletten kurtulalım!

Listeyi hafta hafta bloga yazıyor olacağım.
Yoksa şimdi, 30 günü birden çeviremeyeceğim için
yazıyı bitirmeden bırakıveririm :)))

İşte Anuschka Rees'in kaleminden ilk 7 gün, 
biraz benim yorumumda var tabisi. 

1. Gün: Bir günlüğüne Offline ol!
Sosyal medya, telefon, TV, haberler, gazete... enerjinizi çeken ne varsa 1 günlüğüne uzaklaşın.

2. Gün: Onbeş dakika meditasyon yap
Meditasyon stres ve asabiyeti azaltır. 
Ben de instagramda yazdıklarım için; Doorstepping Ig

Bahsettiğim 2 dakikalık meditasyon videosu;

3. Gün: Dijital yaşamını yavaşlat.
Bilgisayarınızdan gereksiz dosyaları silin, masaüstünüzü temizleyin.
Sosyal medya için temizlik 18.günde gelecek acele etmeyin :)
İsterseniz telefonunuzdaki gereksiz uygulamaları kaldırıp,
fotoğrafları ayıklayabilirsiniz.

4. Gün: Hiçbir şeyden şikayet etmeden bir gün geçirin.
Şikayet ve olumsuz düşünce kalıplarının üretkenliğe etkisi sıfırdır. 
Bugün küçük şeyler için şikayet etmeyin, 
ya kabul edip hayatınıza devam edin yada bir çözüm bulun.

5. Gün: Hayatınız ile ilgili 3-6 adet öncelik belirleyin. 
Bugün derinlere inin önceliklerinizi belirleyin. 
Minimal, basit, sade yaşam en önemlisi, 
bunu günlük rutininize nasıl ekleyeceğinizi düşünün.

6. Gün: Kendinize bir sabah rutini oluşturun.
Sabah sosyal medya veya mailleri kontrol etmek yerine,
rahatlatıcı veya enerjik bir sabah ritüeli ile başlayın.
Müzik dinleyin, meditasyon, yoga yapın, kitap okuyun...

7. Gün: Okuma Listenizi Küçültün
İnternette dolaşırken sürekli okumanız gerektiğini düşündüğünüz şeyleri
"reading list"e kaydediyor musunuz? 
Veya okumayı, yapmayı planladığınız şeylerin ekran görüntüsünü alıp saklıyor musunuz?
Bugün onları gözden geçirin, mantıklı ve gerekli olmayanları silin gitsin.

Listeyi orjinal hali ile yazdırmak için bu linke tıklayın.


Çocuk Hastanesi İçin Yardım


Behçet Uz Çocuk Hastanesi'nde tedavi gören ihtiyaç sahibi çocuklar için
 iyi durumdaki giysi, oyuncak, kitaplarımızı bir araya getiriyoruz.

Haydi biraz evi karıştıralım.

Küçük gelen giysiler, ayakkabılar, 
oynayıp arkadaşlarına devretmek istediği oyuncak ve kitapları bir toparlayalım.

Siz de destek olmak isterseniz benimle ve Fotografik Hatıralar ile iletişime geçebilirsiniz.



Sosyal medyada ilk postu yayınladığımızdan beri
Behçet Uz Çocuk Hastanesi için topladığımız yardımlar 2 tur hastaneye ulaştı.

Haydi, siz de kullanmadığınız kıyafet, oyuncak ve kitaplarınızı 
başkaları için mutluluk kaynağı olmasını isterseniz 
bize katılın :)

Çizelim mi?


Birkaç senedir ben bu kitap ile çizmeyi öğreniyorum. 
Eskiden beri takip edenler mutlaka görmüştür🤓.


 Benim gibi çizmek isteyip de nereden başlayacağını bilemeyenler için egzantrik bir kitap.
Mesela adım adım çizgiler yaptırarak, sonunda bir pandaya götürüyor.



Her gün Instagram'a bir çizim koyayım diyorum, hep beraber öğreniriz işte. 
Ne dersiniz?
Başlamak için biraz egzersiz yapmak gerekiyor.
Yukarıdaki fotoğraftan başlayarak çiziktirmeye elinizi alıştırabilirsiniz.



Bakın burada da zikzak çalışması ve
zikzaklar ile neler yapılabileceğinin örnekleri var.
Mesela bir kirpi, bıçak veya şimşek :)


Ama çalışmalardan sıkılmak yok.
Sonunda el rahatladığı için, çizim yaparken daha özgüvenli kalem kullanabiliyorsunuz.


Tabi aramızda mutlaka kafadan level atlamak isteyenler olabilir.
Hemen çizeyimciler :)))
Ben de öyle olduğum için anlıyorum.
Ondan Level 2'den de bir sayfa paylaşıyorum.


Olacak Var, Olmayacak Var

Arkadaşlar ben bilfiil ve hatta komple
 80leri ve 90ları yaşamış bir insan olarak,
modada eskiye dönüş olsa da 
bazı parçaları tekrar giyemem.

Buraya Gökhan Kırdar'dan "geriye dönemeeeeemmmm!" parçasını bırakıyorum.
Ay o "yerine sevemeeeemm" miydi yoksa?

Neyse.

Çünkü ben o parçaları baya baya giydim.
Her gün giydim.
Giydim, aynaya baktım, kendimi beğendim.
O kadar beğendim ki zaman zaman kendimden kesme aldım.

Sonra üstünden zaman geçti.
Moda değişti, başka şeyler giydim.

Arkadaşlar arasında 
"ay şunu nasıl giyiyorduk ya, bir de içine şunu giyiyorduk"
diye dalgasını geçtim.
 Çekilen fotoğraflara baktıkça ağladım falan.

- Gerçi bu döneme ait bir iki kuul fotoğrafım var.
Onları bulursam buraya ekleyeceğim-



Ondan şimdi tekrar moda oldu diye
bazı parçalar için "geriye dönemeeeeemmmm!"

1) O "KOT" ceketler 
Anladın sen hangisi. 
Hani Yaşar Alptekin ve Emrah'ın da giydiği!

2) Balıkçı kazaklar
O kalın, hantal, 
boğazı 2 (iki) (two) (deux) defa katlanan kazakları o_O

Yüksek bel bir derece de

3) Yüksek arka cepli jeanler,
O cepler, o cepler neden o kadar tepede?
Şimdi yollarda bakıyorum da, yeni nesli suçlamıyorum.
"80lerin modası tekrar moda oldu" diye giyiyorlar da
biz niye giymişiz özgür irademizle! 


Bir de o zamanlardan giymeye başlayıp
ayrılamadığım parçalar var.
Ya da ayrılıp tekrar kavuştuğum.
Çok az da ilk defa giydiklerim.

1)Bomper ceket
Bu ceketlerden hiç ayrılamadım.
Gardrobumda inceli kalınlı, renk renk var.
Senelerin birikimi.

2) Bandanalar
Tabi biz onları başımıza bağlıyorduk daha çok.
İnce olanları da bileğimize.
Şimdi fular kategorisinden boyuna da geldi.
O leziz oldu.

3) Converse
Onlar zaten hiç gitmedi.

4) Baskılı tshirtler
Aaaa, severim.

5) Spor çoraplar
Bak onlar bana yeni geldi.

6) Casio saatler
Saatler Tokyo seyahatimizde bana geri gelmişti.
Seneeee 2009.
Benden gitmez de ayrıca.

7) Oversized ceketler
Bunu eskiden hiç giymemiştim.
Geçen sene kendisi ile barıştım.

Durum bu eksende merkez.
Arz ederim. 

Sonbaharsever...

Sonbaharsever...

Hayat ve Lal

Umutsuzluğa düşmeden, karamsar düşüncüler içinde boğulmadan,
yanı başımızdaki acılara bir parçamızı vermeden
geçen günümüz kalmadı.

Eskiden(lise-ünv dönemi) gelecek ile ilgili kaygı duyardık.
Ekonomik kriz içinde iş bulma, para kazanma ile ilgili kaygılardı. 
Terör çocukluktan beri hayatımızın içindeydi,
gazeteciler öldürülürdü, faili meçhul cinayetler
gözümüzün önünde yaşanır ve öyle kalırdı.


Ya şimdi, aradan yıllar yıllar geçti.
Biz daha da büyüdük.
Çalıştık, evlendik, çocuk sahibi olduk.

Sonrası
 "telli turna"nın hard core versiyonu!

Biz büyüdük ve kirlendi dünya!


Şimdi 5 yaşındaki kızım ile her sabah,
yarın ne olacağını bilmediğim bir dünyaya uyanıyorum.
Terör daha da acımasız (evet, daha da)
her şey mantıktan daha da uzak...

Ben bu postu hazırlarken aslında 
Lal'in doğum gününden bahsedecektim...
Karamsarlık içimize öyle yerleşti ki 
ne kadar mutlu rolü yapmaya çalışsak da 
bir sis gibi her yeri sarıyor.
Bu postu da sardı :(



Not: Evet, şimdi "Lal 5 oldu!" başlığını değiştirmem
ve başka fotoğraflar bulmam lazım.

Neyse bulduklarım öyle gözükmese de
aslında tam da yazıyı temsil ediyor;
Kabusun içinde yaşayıp mutlu rolü yapmak.

15 Temmuz'dan 2 hafta sonra, 
 Lal ile Çeşme'ye annemlerin yanına gittik.
Çok seri şekilde depresyona giren insan olarak
o geceden sonraki halimi anlatmama gerek yok.
Çeşme'ye gelince fark ettim ki, şehrin kasveti burada yok,
ve hayat devam ediyor.

Sonuç olarak;

"Hayat kısa,
kuşlar uçuyor."

                          Cemal Süreyya






Geçen Hafta Pinterest'in En İyileri

Pinterest canımın sıkıldığı her anımı,
mutluluğa dönüştürdüğüne göre
bu mutluluğu sizinle de paylaşmak istedim.


Nasıl mutlu ediyor derseniz,
kasvetli ve bir gün sonra nasıl bir ortamda olacağımızı bilmediğimiz
günlerde başka bir dünyanın kapılarını açıyor.


Ve bu dünyada insanların mutlu, eften püften şeyler ile uğraşıyor,
giydiklerini paylaşıyorlar, yediklerini paylaşıyorlar,
tariflerini veriyorlar, kendin yap projeleri üretiyorlar,
sadece fotoğraf çekiyorlar, tavsiyeler veriyorlar...
İşte bu süre boyunca siz de boyut atlıyorsunuz.

Mmmm... gerçekçi olmasa da 
bir tatlı huzur almaya geldim Kalamış'tan gibi :)


Mottoları hayatıma geçirmeye çalışıyorum, 
üşensem de arada tırnaklar ile uğraşıyorum,
kıyafet için ilham alıyorum,
kıyafetleri giyebilmek için sağlıklı yaşam tüyoları alıyorum,
Lal'in hayatına renk katacak şeyler öğreniyorum.


Siz de Pinterest'e girme sıklığınızı arttırın,
güzel oluyor.

Her hafta ilham verenleri paylaşmayı planlıyorum.
Gerçi insanlar plan yaparken Allah gülermiş o_O

Yukarıdaki fotoğraflar geçen hafta pinlediklerimden seçtiklerim
daha fazlası için Pinterest Doorstepping