Airbnb ile konaklama,

Lizbon Evimiz

08:30 Doorstepping 0 Comments

Ay ayağımın tozuyla bütün Lizbon yazılarını yazdım ya
vallahi rahatladım.
Aynı Yunan Adaları, Cunda, Dubai, Paris yazılarını
son hızla yazdığım gibi!!!
Aman napayım, ben de böyleyim :)
Vahiy gelince yazabiliyorum(napayım emojisi, hafif sıkılgan)



Gerçi Yapılacaklar Listesi'ne bir kuple yazmıştım; 

Neyse öncelikle kaldığımız yerden başlamaya karar verdim.

Çünkü Booking'i ikinci plana atan Airbnb ile ilk seyahatimiz idi.
Airbnb kısaca dünyanın hre yerinden insanın evlerini
veya odalarını misafilere belli bir ücret karşılığı açması
esası üstünden yürüyor.
Bazen komple evi, bazen bir odasını, 
bazende odada bir yatağı
kiralayabiliyorsunuz.
Oteller ile karşılaştırıldığında oldukça hesaplıya geliyor.
Hem merkezi olsun, hem de düzgün ve temiz olsun derken
otel fiyatları el yakıyor.
Daha önce Londra'da ev kiralamış olsam da
Airbnb üstünden ilk deneyimimdi.
Adımlar çok kolay aslında,
sadece araştırma için zaman harcamanız gerekiyor.
O zamanın sonucunda bütçenize ve kriterlerinize uyacak 
bir yer mutlaka buluyorsunuz.


Benim seçtiğim ev Rua Garrett üstünde yer alıyordu.
Altımızda dünyanın en eski kitapçısı; Livraria Bertrand ile
benim için çok sükseli idi.
1732'den beri hizmet veren bir kitapçı ne demek?!?

İçi gördüğünüz gibi yenilenmiş,
muhtemelen bu iş için bir şirkete satılmış
 veya kiralanmış bir mülk.
Biz asansörü, sıcak suyu, mutfak ekipmanları
ve yine bakımlı banyosu ile oldukça memnun kaldık.
Evin linki burada!
Sokak sabah akşam,
sokak sanatçıları ile dolu.
Müzisyenler, dansçılar, jonglörler...
Çünkü Bairro Alto, Baixa ve Chiado bölgelerinin
kesişme noktası görevini görüyor.
Misal bir sabah aşağıya indik.
Apartman kapısının ardından bu görüntü ile karşılaştık.
Meğerse cumartesileri, 
giriş tarafındaki sokağa kitap pazarı kurulurmuş.

Velhasıl aklımız orada kaldı,
çok güzel anılar biriktirdik,
çok sevdik,
bir güzel de benimsedik.


"Eee yazı bitti,
Airbnb'den nasıl kiralama yapacağımızı söylemedim.
Al bu da sana koyduğum gönül!"demeyin.
Airbnb yazısı Yapılacaklar Listesi'nde!

0 yorum:

3D puzzle animal,

San-art Fil

13:04 Doorstepping 0 Comments

Sanki  sanat için doğmuştuk.
Elimize geçen ister istemez artful bir hale dönüşüyordu.
Sanki Picasso'yduk, sanki Dali'ydik.
Herksein deli olduğunu iddia ettiği günümüzde
asla deli değildik.
(Çünkü böyle bir giriş olmazsa anlatacak şey, çok fazla değildi)


Lizbon'a gittiğimizde bulduğum çok tatlı bir dükkandan
neredeyse uzun bir süredir istediğim her şeyi bulmuştum.

Onlardan biri de bu yapboz şeklindeki hayvan kafaları idi.
Fili aldık başımız göğe erdi tabi.
Dönünce Lal de babası ile birlikte kafayı tamamlayınca
yapboz misyonunu tamamlamış oldu.
Noldu?
Aldığımıza değdi.
Bizim ailenin değer biçmesi bu şekilde yürüyor :)))
Öyle kuş gibi asmak olmaz,
çok büyük bir şey değil.
Asmazsak bir haftaya bozulup gidecek.
Aklıma bu geldi(aşağıyı gösteren el emojisi)

İkea'nın çiftli satılan ekmek tahtalarından biri,
mutfaktaki görevinden emekli olmak üzereydi.
Aldık yine boyaları, fırçaları 
ekmek tahtasına verdik sanatı.
İyice kuruduğundan emin olduktan sonra
(ki biz de bu tembellik ile 2 haftaya tekabül eder)
silikon ile fili monte ettik.
Ve tadaa!!!

0 yorum:

aktivite,

Süngerden Şömine

16:10 Doorstepping 1 Comments

Geçenlerde Teleferik'e gittiğimizde 
annem ile Lal bir sürü kozalak toplamıştı.
Nerden çaktıysa o anda aklıma geldi birden
"Biz de eve gidince şömine yaparız" dedim.

E verilen söz geri alınmaz.
Evde bol miktarda bulunan süngerlerden yapmaya karar verdim.
Bir şekilde altı açık bir dikdörtgen yapıp,
biraz da boyut katarsam olur dedim.


Süngeri silikon tutar mı acaba diye
bir gece önce deneme yapmıştım.
O da geçer not alınca
9 adet dikdörtgen süngeri 
aşağıdaki gibi birbirine yapıştırarak iskeleti oluşturduk.


Ölçmeyi, hesabı hiç sevmem.
Ondan daha önce başka bir oyun için göz kararı kesilmiş 
birbirine süngerleri yapıştırdım.
Çok az boyut farkını önemsemedim.
O kadar ayrıntıdan sıkılıyorum :)))

(Bizimkiler yaklaşık 40cm)


Geldik boyama kısmına...

Pek iddialı olmadığım bir konu olduğu için
Pinterest'ten daha önce şömine boyaması 
inceleyeyim dedim
bulamadım, hepsi gerçek şöminelerin 
tekrar boyanması ile ilgiliydi.


Hal böyle olunca beğendiğim bir şöminenin 
fotoğrafına bakarak dikdörtgenler çizmeye başladım.
Lal de bu sırada şöminenin iki yanı ve üstünü boyamayı üstlendi.


Sünger olduğu için boyaları kumaş boyası mı,
ahşap boyası mı kullanayım diye düşünürken
serilerdeki mevcut renklerin uyumu ahşap boyasına mecbur bıraktı.
Ortaya da bu sonuç çıktı!
Kozalakları yerleştirmeden en alta da 
yılbaşı ışıklarını koyunca
özellikle akşam gerçek bir şömineye dönüştü.

Yaşasın halkların kardeşliği!!!

(Nasıl bitireceğini bilemedi)  

1 yorum:

diyet,

Lizbon'da Sağlıklı Yaşam Hımmmmm

15:32 Doorstepping 2 Comments

Cümleleri de tersten kurduğum gibi
Lizbon'u anlatmaya da tersten başlıyorum.


Sağlıklı Yaşam Lizbon Sonucu : Kilo almadım.
Ama çok çok ve beyaz unlu yedim.
Yunan adalarındaki gibi kolay yırtamadım.
Peki nasıl kilo almadım?
Anormal yürüdük.


Öyleki sonunda ayağımdaki bağlardan birini yırtmışım,
Ahmet'in de ayağında farklı bir problem meydana geldi o_O
Şöyle söyleyeyim;
"Bir şehir en iyi yürünerek gezilir" mottomuz ile
Baixa'dan  Belem'e kadar bile yürüdük!


Ayağı sakatlamasaydık belki "tuk tuk"a bile binmezdik.
Gerçi çok eğlendik :)
Onu da ayrıca anlatıcam;
Lizbon'un en eğlenceli tuk tuk şoförü David'i! 


Yürümekten hoşlanmayanlar için ise alternatif bol.
Bu kısmı "Lizbon'u Gezmenin 1001 Yolu" yazısı ile 
seyahat blogum YapılacaklarListesi'nde yayınlayacağım.



Ne diyorduk?
Sabah "nata" dedikleri hamurişi tatlı veya soğuk sandviç.
(Nata: aşağıda fotosunu gördüğünüz minik tatlı. 
En iyisi Belem'deki pastanede ama diğer pastanelerde yapılanlar da oldukça lezzetli)


Yürümenin de verdiği enerji kaybı ile her öğün iş çığırından çıktı. 
Öğlen-akşam;  deniz mahsüllü bir şeyler, makarna, pizza...
Neyse gidilen kilo ile gelinen kilo aynı.
Hatta iyi kısmından bakarsak yürümekten 
kas bile yapmış olma ihtimalim yüksek :)))
O halde kaldığımız yerden yola devam!

2 yorum:

Zayıflama Belirtileri

11:35 Doorstepping 2 Comments

Bir hafta boyunca gidişatı yazamadım diye
yoldan çıktım sanmayın.
Ha çıktım, çıkmadım değil.
Çıkış o çıkış olmadım.
Bir sonraki öğünde 
veya en fazla bir gün sonra geri döndüm.
Tartıya çıktığımda en ufak bir oynama görmediğimde
tartının üstünde tepinerek kırmak istedim.
İstemedim değil.
Ama kendime hatırlattım.
"Çağrı senin esas amacın zayıflamak değil.
Sen insülin direncidir, haşimatodur,
bunları destekleyen kötü beslenmeden
kilo aldın.
Yani sağlıklı beslenmeyi rahatsızlıkların nedeniyle yapıyorsun, yola devam"
Ve sonucu 2 haftanın sonucunda almaya başladım.

Holleyto!!!!

2 yorum:

ayvalık,

Sağlıklı Yaşam Tatilde

09:28 Doorstepping 0 Comments


Diyeti bozmak için en sık kullandığım "tatil" bahanesi ile başbaşayım.
Bu etapı atladım atladım,
yoksa yine sil baştan.
Moral bozukluğu, vermeyi hayal ederken almanın rahatsızlığı...


Bu sefer şeytanın bacağını kırdım.
Kızartmaları saymazsak ekmek, hamurişi ve tatlıdan uzak durarak
hafta sonu tatilini atlattım :)



13.09.2015 Pazar

10:30 yumurta, peynirs, dom-sal, zeytin, çay

14:30 1bira

15:30 Balıkçı Barınağı'nda sardalya, kalamar, salata
hem sonrasında 2 kayısı

20:30 Son Vapur'da rakı, meze, rakı


0 yorum:

Ayvalık'ta Sürdürülebilir Sağlıklı Yaşam

22:24 Doorstepping 0 Comments

Aslında Ayvalık planımız Lâl ile tatil yapmak odaklıydı.
O Ada'yı yani anneannesini tercih edip
biz de otelin parasını ödemiş olunca Lâlsiz yola çıktık.
Tabi cumartesi kahvaltısını beraber yaparak.



12.09.2015 Cumartesi

10:00 2 rafadan yumurta, light beyaz peynir, domates, ceviz

Ayvalık'a varış, yayılış, dinlenme derken öğle yemeğini atlamışız.

17:00 Cunda - Bay Nihat'ta mezelers, deniz mahsulleri, 2 duble ve papalina. En önemlisi ekmek yok, benim için mucize!

20:00 Çikolatalı dondurma -bence hak ettim. 1/2bira(çok geldi)

Nayt nayt?

0 yorum:

diyet,

Sağlılı Yaşam Çabalaması

21:15 Doorstepping 2 Comments


Şurada bahsettiğim mevzuya başlıyorum!

10.09.15 Perşembe

Yine uykusuz bir gecenin sabahı. 
Kaburgada çatlak olunca aynı şekilde bütün gece uyumak çok zor.

10:00 peynir, domates, 2 yumurta

14:00 bulgur pilavı, barbunya, 1/2 zero

çok zorlanarak akşama ulaştım.

19:00 yine bulgur pilavı, barbunya, 1/2 zero

2mini parça diyabet çiko
(tüm ilaçlarımı içtim, ooo yeah)

11.09.15 Cuma

Nays uyku!

12:00 Peynirli omlet, zeytin, domates, çay

16:00 schnitzel, mozarellalı salata

20:00 3köfte, bulgur pilavı, salata

- diyabet dondurma

(İlaçlar done!)

Hafta sonu Ayvalık'a gidiyordu, bakalım napacaktı?



 

2 yorum:

anne kompleksi,

Bir Bebeğin İlk Yılları, Emzirme ve Beslenme

02:25 Doorstepping 3 Comments

Bugün Lal'in ilk yılları, film şeridi gibi aktı gözümün önünden,
yaşadıklarım, hissettiklerim,
doğrularım, yanlışlarım,
okuduklarım, uyguladıklarım,
çaresizliğim, uykusuzluğum
ve tüm bunların yanında
ilk defa tattığım, adlandıramadığım bir duygunun varlığı...


Hamileyken doğum, bebeğin gelişimi, yapılması gerekenler,
hastalıklar, emzirme ... gibi konularda çok kitap okudum.
Okuduklarımın büyük çoğunluğunu da uyguladım.
-Kolik ile 3-4 ay sekteye uğrasa da öncesinde ve sonrasında her şey yolundaydı-
Bugün geriye dönüp baktığımda yaptıklarımı tekrar gözden geçirme fırsatım oldu.


Doğumun ardından 4 sene geçtikten sonra
bugün ilk defa anne ve çocuk ile ilgili bir seminere katıldım.
İşte Lal'in ilk yıllarının tekrar gözümde canlanmasının nedeni budur.
Bu süreçte yaşadıklarım ile bugün dinlediklerimi birleştirerek
yeni anne veya anne adaylarına hap bilgiler vermeye çalışacağım :)


 1) Öncelikle babayı mutlaka anne-bebek ilişkinize dahil edin.
Hatta hastanede hemşireden ilk emzirme tüyolarını alırken mutlaka yanınızda olmasını sağlayın.
Sizin esas destekçiniz baba.
Anneanne ve babaneler yardımcı oyuncu olmalı.
Baba ne yapacağını bilemeyebilir,
siz sakin bir şekilde(lohusa çılgınlığını çok yansıtmadan:))) yönlendirin.


2) Emziremeyen, sütü gelmeyen, sezeryandan dolayı sütü olmayan anne diye bir şey yoktur!
Çok büyük bir üzüntü yaşamadıkça süt kesilmez.
Ancak hazır olmadığı ve korktuğu için psikolojik etkiler ile sütü az gelen anne olabilir.
Bundan dolayı anneliği düşünen ve hamile olanların
emzirme duygusu ve nasıl emzireceği konusunda yardım alması gerekir.
Emzirme için baskı yapmak yerine teşvik etmek gerekir.


 4) Emzirme her iki gögüsten de eşit sürede olmalı (15 dk. - 15 dk.)
Göğüsü tersten de emebilir, anne-çocuk nasıl rahat ediyorsa uygundur.
(Benim birini 1-2 ay ters aldı, sonra kendi düzeltti)
Makas yöntemi tavsiye edilmiyor, genelde süt gelen yerin haricinde bir yere baskı yaptığı için.
(Bana hemşire öyle öğretmişti ama şimdi tavsiye edilmiyor)
Uykuda da emebilir. Ben manyak gibi 2 saatte bir emziriyordum,
hatta uyuyorsa da emzirme işlemi için hareket etmeye başlayınca uyanıyordu.
Yanlışmış! İlla 2 saatte bir emecek diye bir şey yok. Ama 3 saati de geçirmemeye dikkat edilmeli.
Uyandırmaya da gerek yok, uykuda emmiyorsa,
hafif vurarak veya gıdıklayarak değil, soyarak ayıltmalı.
Üşümez, soyun(kesin bilgi :)))
Hepimizin yaşadığı korku; süt içerken burnu kapanır mı?
Çocuk kendini içgüdüsel olarak mutlaka kurtarırmış.
Her sütten sonra gaz çıkarma işlemi yapılmalı,
ovarak değil, hafif pıt pıt vurarak,
gazı çıkana kadar!


5)Sütüm yetiyor mu???
Bazılarımızın dışından, bazılarımızın da içinden mutlaka sorduğu bir sorudur.
ÇOK ÖNEMLİ
Eğer bir bebek günde 5 defa büyük tuvaletini yapıyorsa
ve ayda 600gr alıyorsa
O SÜT YETERLİDİR!

Tek kriter bu olmalı, kimden kaç CC süt çıkıyor hiç önemli değil!

Hamilelikte olduğu gibi emzirme sürecinde de düzenli ve sağlıklı beslenmek şart!
Sütü en çok su yapar gibi genel bir kanı var, çünkü çok susuyoruz.
Hatta hiç su içmeyen ben bile emzirme sürecinde 1ltlik sürahi ile yapışık yaşıyordum.
Ancak bu içilen su miktarının bir kısmını komposto gibi kaliteli sıvılar ile karşılamak gerek.

Evet bulgur süt yapar.

İnek sütü içme, ülkemizde ineklerin büyük çoğunluğuna hastalanmasınlar diye antibiyotik yapılıyor, bu sütlerine de geçiyor. Yapılabiliyorsanız hayvansal süt hiç içmeyin. Bizden başka hiçbir canlı annesinin sütü bittikten sonra başka bir canlının sütünü içmeye çalışmıyor.
Sütten illa gıda almak istiyorsanız peynir veya yoğurt olarak tüketin.
İlla süt içicem diyorsanız keçi sütü için, antibiyotik riski daha az.

Süt gibi alerjen gıdaları emzirirken her gün tüketme; yumurta, tahin, kuruyemiş, deniz mahsüllerini gün aşırı yemen daha doğru.





6) Sağlık ile ilgili çok büyük bir problem yaşamadıkça sezeryana izin vermeyin.
Avrupa'da profili bize en uyan ülke Romanya'da bile sezeryan oranı %30.
Bizde her 3 anneden 2si sezeryan doğum yapıyor.
Ben de sezeryan yaptım.
Daha önce yumurtalıktan operasyon geçirdiğim için ve/veya nabzım günlük hayatta 150'ye vurduğundan riskli olduğu için normal doğum olmadı.
Olabilir miydi, olamaz mıydı bilmiyorum.
Açıkçası filmlerdeki çığlık çığlığa doğum yapan kadın sahnelerinden,
normal doğum benim için tam bir gerilim unsuruydu.
Ancak sezeryanda da doğuma katılamayıp ama herkesi duyup, mal gibi yatıp, nabzının yükseldiğini dinlemek, titreyerek olan biteni çaresizce izlemek de ayrı bir gerilim filmiymiş.
Normal doğum olsa en azından iki üfler ıkınır zamanın nasıl geçtiğini anlamazdım.
Bilmiyorum, belki de anlardım.
Ahkam kesmeyi sevmem :/
Doktor diyor ki "Normal doğum ile doğmamak bebek için bir kayıp"
Hadi sıkın dişinizi, ben ettim, siz etmeyin :)


7) KOLİK!
Annenin yediği yiyeceklerden süte gaz geçmez!
Ah bileydim kendimi gaz yapmaz diye makarna-pilava verir miydim :(
İlaçların çok faydası olmuyor. Evet Amerikayı bırakın, Çin'den bile ilaç geldi o_O
hiçbirinin kesin çözüm değil, belki biri denk gelirse azaltabilir.
Ama nasıl bir anda başladıysa, yine bir anda bıçak gibi kesilecek.
Kolik annelere Allah'tan sabır diliyorum.
Çok zor, yaşadım biliyorum.
Yaptığım hata:  saç kurutma makinası ile sakinleşiyor diye, 
çok kullanmaktı, radyasyon yayıyor sözlerini anlamsız buluyordum.
Ama bugün doktordan duyunca çok pişman oldum:(
Elektrik süpürgesi, aspiratör daha mantıklı,
ya da artık akıllı telefonlarda bu sesleri çıkaran applicationlar var.
Uçak modunda bunları çalıştırın.
Benim tavsiyem Sleep Machine
Kolik 4 ayda, çocuğu gelişimi ile son buluyor.
(Benim eklemem: kendimden ve kolik annesi arkadaşlarımın da deneyimleri ile; 4 aydan sonra geriye kırıntılar kalıyor ama eskiye nazaran epey azalıyor, toplam 1 sene diğer bebeklere göre daha huysuz oluyor)
1 sene sonra da "Yaşandı bitti saygısızca" nakaratı ile sahneyi terk ediyor :P



8) İlk bir yıl çocuk size yapışık yaşayacak ve yaşaması gerekiyor.
Özgüven ve sevgiyi böyle kazanıyor.
Buna hazırlıklı olarak hamile kalın, en azından hamilelik döneminde buna kendinizi hazırlayın.
Çocuk mutluluğu annenin yüzünden alıyor, hissediyor.
Hamilelikte nasıl stressiz bir periyod geçirmek gerekiyorsa.
İlk yıl da aynı şekilde bebeğiniz ile mutlu olun.
Emzirmek bir seremoni olsun ikiniz için.
Yük olmasın, TV izlerken, onu bunu yaparken süt vermeyin.
Sadece ikinizin arasında olan inanılmaz bir ritüel,
bunun tadını çıkarmaya bakın.
Gülün, çocuk hisseder!
 9) Anne sütü 2 seneden fazla verilmemelidir.
6 aydan sonra ek gıdaya geçilir. Ama adı üstünde anne sütünün yanında "EK" gıda olarak.

Ek gıdaya hızlı giriş yapmayın, 9. aya kadar ek gıdanın amacı bebeği, anne sütü harici gıdalar ile tanıştırmadır. Önemli besin yine anne sütüdür. Ek gıdayı fazla verirseniz anne sütüne az yer kalır.
6. aydan sonra anne sütüne ilave hayvan sütü vermeyin!
Nedenleri 5. maddede.
Kilolu çocuk sağlıklı çocuk değildir. Çocuğu yemeğe boğmayın.
Kilolu çocuklar daha fazla hasta olur.
Meyveyi meyve suyu olarak vermemeye çalışın,
çünkü miktar gözden kaçtığı için çocuğa fazla şeker yüklenebiliyor.
Unutmayın bir su baardağı portakal suyunda en az 5 portakal bulunuyor.
Siz bir günde bu kadar meyve yiyebilir misiniz?
Üstelik en faydalı yeri posası da yenmemiş oluyor.
Tuza alıştırma!


10) Yatarken süt veya herhangi bir besin vermeyin. 
Kısa bir süre sonra yatay vaziyet alacağı için
reflü olmaması imkansızdır.
Ayrıca geniz eti rahatsızlığına kadar sonuçlarını görülebilir.


Belki de tüm bunlar ışığında en önemlisi mutlu ve huzurlu olmak :)

Not: Yeri gelmişken ve bugünkü sağlıkçılar da benimle hem fikirken söyleyeyim;

Her çocuğu kendi çocuğu gibi zanneden, yaptıklarını en iyi,
kurallarını ve kararlarını tartışmasız en doğru zanneden,
kendi yaşadıkları üstünden -anayasaymışcasına- genelleme yapan,
sürekli ahkam kesen anneler
buradan bakınca çok salak gözüküyorsunuz!

Ayar verdikten sonra...


Yüksek Hemşire Handan Doğan
ve Çocuk Hastalıkları Gastroenteroloji Uzmanı Prof.Dr. Raşit Vural Yağcı'ya
verdikleri bilgiler için çok teşekkür ederim.

Bu arada doktor bey sormak istedikleriniz için mail adresini de verdi; rasitvyagci@gmail.com
Müsait oldukça tüm mailleri yanıtlıyormuş!

Ayrıca bu toplantıyı organize eden İnternetAnneleri Nihan, Socialmom Çağla ve Melinasmom Merve'ye teşekkürü bir borç bilirim :)

3 yorum:

boyama,

Büyükler için Boyama Kitapları

17:54 Doorstepping 0 Comments


Boyamayı meğerse ne kadar çok seviyormuşuz.
Resmen küçükken içimizde kalmış.

Sanki boyama kitaplarını, kalemlerini ansızın elimizden çekmişler gibi
hevesimiz kursağımızda kalmış o_O

Büyükler için boyama kitabı furyası Tr'yi kasıp
kavurmadan önce ilk Bilstore'da rastlamıştım. 
Uzunca bir karıştırma sürecinden sonra
"Coloring Books for Adults" serisinden Art'ı almıştım.
Boyama ile kıyamama arasında kalarak
sadece yarısını boyamıştım.
Sonra iş çığırından çıktı,
"tek tük boyama kitapları raflarda yerini almaya başladı" derken,
şimdi neredeyse kova ile başımızdan aşağıya boşaltılıyor gibi bir durum ile karşı karşıyayız.

Ama mutlu muyuz?
Mutluyuz :)

Büyükler için boyama kitapları ile ilgili kısa özet geçmek gerekirse;

- Edam'dan Gizemli Orman ve Esrarengiz Bahçe
- Maya Kitaptan Dövme, Vintage,Yeni Yıl ve Yaratıcı Desenler kitapları
- Doğan Novua'tan Mandala, Çiçeklerin Dünya'sı, Düşler kitapları
- Martı Yayınları'ndan Renklerle Terapi, Anti Stres, Gündüz Düşleri kitapları
- Destek Yayınevi'nden Hayvan Krallığı, Tropikal Harikalar, Kedilerin Dünyası kitapları
- İndigo'dan Renkler Ülkesi, Renkler Şehri, Renkler Sokağı kitapları 
- FA Books'tan, Mistik Mandala, Ev Kedileri, Melek, Osmanlı Minyatür Desenleri kitapları
- İnkılap'tan Mandala Klasik  ve Fantastik kitapları
- Dört Nokta'dan Dört Mevsim, Desen Günlüğü kitapları
- Marsık'tan Küçük Prens Mandala Kitabı
- Alfa'dan Mekanlar ve Insanlar, Desenler ve Çiçekler, Hayvanlar kitapları
- Libros'tan Dekoratif Desenler, Rüya Bahçesi, Uyku Kaçınca, Annemle Boyuyorum, Birlikte Boyayalım, 60'lar, Japon Desenleri kistapları
- Kuzey Yayınları'ndan Desenlerin Ezgisi,  Bahar Ezgileri, Desen kitapları 
- Aspendos'tan Renklerin Senfonisi
- Yakamoz'dan Benim Renkli Dünyam

Bildiğim, bulduğum, derlediğim tüm büyükler için boyama kitapları bu kadar.
 Bir tane de cep boy yaz için boyama gördüm ama ismini hatırlayamadım.
Sizin de bunların dışında bildikleriniz varsa söyleyin ekleyelim.
Ve bir an önce boyamaya başlayın,
anca bitiririz o_O

0 yorum:

1 Çift 1 Tek

09:23 Doorstepping 0 Comments


Bazı çiftler, tekinden çok faydalanıyor.
Yani demek istediğim
tek başınayken
ehhhh... olan bir tip,
yanında sevgilisi ile daha iyi duruyor.

Bahsettiğim çift Mytheresa.com un 
2 has elemanı
Veronika Heilbrunner ve Justin O'Shea.
Veronika her türlü tarz sahibi de
Justin biraz yeaaaani... gibi.
Veronika, en sevdiğim katıştır-yarat tarzını çok güzel yansıtıyor da
Justin biraz pofff... gibi
Demek istediğim bakıyorsun ne hoş çift,
çok yakışıyorlar falan diyorsun da
Justin'e tek başına baktın mı
Mmmmm.. ortadan sıkılmış Brad Pitt gibi.
Neden taktım bilmiyorum,
kadını çok beğendiğim için
yanına Justin'i hımmmmm... 
pek yakıştıramıyorum.

0 yorum: