BendenSendenBizden,

Ara Hellosu!

14:49 Doorstepping 1 Comments

Yoğun ötesi günler yaşarken

arka bahçede hızlıca çekilen bir kıyafet postu

yada ig versiyonu ile #tepedenmoda :))

Triko: Addax Tayt: Yeljo2b Bere: Koton Yüzük: Pull & Bear

Çizme: Japonya'dan almıştım, meçhul bir marka :P

 

1 yorum:

gezi,

Londra Postingen 8

08:35 Doorstepping 2 Comments

Türkiye'de Oxford Street vardı da biz mi gezmedik?

diye Tatlıses'in tahtını zorlayacak bir girişten sonra

ben susayım fotoğraflar konuşsun :))

Sokaklarda binbir türlü insan ve bence İngilizden çok Orta Doğulu var.

Ben Kraliçe'nin yerinde olsam, o tacı bir kenara koyar

düşünürdüm, noldu da böyle oldu diye.

Hele Oxford'a çıkan bir Edgware Road var ki

İngiltere'de olduğunuzu unutursunuz.

Sarıklılar, kara çarşaflılar, dükkanlarda Arapça yazılar,

sokaklarda nargile içenler...neyse.

Dramayı bir kenara bırakırsak Oxford Str.'de aklınıza gelebilecek

tüm orta sınıf markaları bulabilirsiniz.

Lüksler için ise biraz ara sokakları arşınlamak gerekiyor.

Bu gittiğimde bana bir kal geldi, hiçbir şey almadım desem yeri.

Tamam çok bir şey almadım desem daha yeri :)))

Misal bu çantaları nasıl almadan geldim, bilmiyorum.

Halbuki vur bütçenin dibine, aç gez aylarca di mi?

Bu da en güldüğüm fotoğraf,

teyzenin Türk olduğuna, çocuğun da Japon olduğuna

kalıbımı basar Oxford Str.de bir karede buluştururum.

Valla isteyerek olmadı :)))

Gelelim möhim mevzuya;

Oxford'un Hyde Park tarafındaki başında bizi Primark karşılar.

Aman da ne ucuz, ne ucuz

ama penyeleri, ayakkabıları ne dandik de, ne dandik...

Ama modayı tam göbeğinden yakalıyor o ayrı,

e ucuz da,

o zaman alıyoruz, gittiği yere kadar giyiyor ve atıyoruz ;)

Hakkını yemeyelim şimdi mesela kazakları çok iyi çıktı, aksesuarları da

hele gözlükler 10 numara!!!

Ivır zıvırlar ise bir dünya...

Kadın, erkek, çocuk, bebek, iç çamaşırı, aksesuar, dekorasyon,

ayakkabı, çanta, banyo-mutfak ıncık cıncıkları...

Daha da aklıma gelmeyen bir sürü şey.

Tavsiyem açılış saatinde gidip rahatça bakıp, deneyip, almanız.

Yoksa her yerde sırada beklemek zorunda kalıyorsunuz :(

Hadi otobüs kaçıyor, koşup yakalayayım!

Bye!

2 yorum:

gezi,

Londra Postingen 7

08:35 Doorstepping 1 Comments

Yazın yaptığımız Londra seyahatinin fotoğrafları,

post yapılmak üzere hala telefonun hafızasında yer kaplarken,

yeni Londra yolculuğuna sayılı günler kaldı.

O halde kendime sıra dayağı atmadan acilen postları sıralamalıyım :(

Olimpiyatlar zamanı gittiğimiz için Londra tam bir panayır havasındaydı.

Sokaklar, şuralar, buralar hep mavi, kırmızı beyaz süsler ile doluydu.

Ama benim süslerden ziyade ilgimi Olimpiyatlar için süslenmiş vitrinler çekti.

Buyrun birlikte vitrinleri dolaşalım :)

İlk 2 fotograf sırasıyla Juicy Couture ve Tommy Hilfiger idi.

Koşan mankenler ise Selfridges'in vitrinleri ile

aşık attığını düşündüğüm H&M'e ait.

Cath Kidston cicili bicili tarzı ile nasıl Olimpiyat vitrini yapar demeyin,
hemen spor desenli kumaşlar basar, çantalar,
aynı desenden bardaklar yapar, aklınız şaşar :)))

Ve içinden alışveriş yapmadan çıkamayacağınız Paperchase!

İngiltere ve olimpiyat temalı milyorlarca ürün satan bir mağaza.

ve Olimpiyatlar'a ayakkabılardan yapılmış sayılar ile geri sayan Gola!!!

Peki olimpiyat dışında vitrin yok muydu?

Olmaz mı, Nottingham'da çektiğim Pretty Green mağazası,

dağılan Oasis grubunun solisti Liam Gallagher'e ait.

Stella McCartney, Diane von Furstenberg

ve Vivienne Westwood ise benim özellikle arayıp bulduğum tasarımcılar.

Umarım yeni yılda size yılbaşı vitrinleri ile geri dönebilirim,

şimdilik bu kadar :)

 

1 yorum:

Ne giydim,

Nike Air

08:30 Doorstepping 1 Comments

Uzun bir süredir çok rahat olduğunu düşündüğüm

Nike Air'lerden almak istiyordum.

Fekat Türkiye'de veya İzmir'de diyeyim beğendiğim modeller yoktu.

Tam kudurmalık bir vak'a yani.

İnternetten de araştırdım, yok yok!

Sonunda kel alaka bir yerde karşıma çıktı;
Rodos'ta, hem de sürüsüne bereket...

aşağı yukarı aynı fiyata, tabi taksitsiz :(

Olsun istediğim modeli ve rengi buldum ya buna da şükür, amin :P

Kazak: Koton / Pantalon: Zara / Spor Ayakkabı: Alınteri by Nike

 

1 yorum:

BendenSendenBizden

DogoNow

09:00 Doorstepping 5 Comments

Ha, bloga yazamıyorsam nedeni başka bir bloga

günde en az 4-5 defa yazmamdır.

Günde 4-5 defa ne mi yazılır?

Bünyenin bilmesi gereken parçalar, gruplar, ritimler...

Kahve yanında seri bir şekilde göz gezdirilecek bloglar, siteler, sayfalar...

Yüklenmesi gereken iPhone/iPad/Android uygulamaları...

Enteresan videolar, komik oyunlar, pek yakında DIYlar,

şunlar, bunlar...

Velhasıl DogoNow'dayım, beklerim efem ;)

 

5 yorum:

BendenSendenBizden

Yeterli di mi?

13:45 Doorstepping 3 Comments

Sabah 7de paşlayan pazar mesaisi

(gece en az 3defa kalktığımı belirtmek isterim)

Lal'in öğle uykusuna yatmasıyla dinlenmeye dönüştü.

Daha toparlanacak, hazırlanacak o kadar çok şey var ki

işe başlamam ile de zaman iyice sıkıştırmaya başladı beni.

Ondandır ki bloga yazmayı bırak,

twt, ig de anlık paylaşımlarda dahi zor bulunuyorum.

Ama mutluyum, bu da yeterli, di mi?

 

3 yorum:

aztek,

Bizim için teyze ceketi

08:30 Doorstepping 4 Comments

Yeni "demedi demeyin" alarmı!!!

Gerçi bu trend bizim için biraz tuhaf!

çünkü onların Aztek Cardigan dediği,

bizim yıllardır mahalle teyzelerimizin sokak ceketi

niyetine giydiği kilim desenli yün ceket!

Ama modaya karşı boynumuz kıldan ince,

en azından birer tane edinmemiz lazım.

Aslında soğuk kış günlerinde bu moda, sıcak sıcak, çok da işimize gelir :)

Artık kandırıp teyzelerin üstünden mi alırsınız,

yüzünüzü kızartıp alışveriş ettikleri mağazalara mı dalarsınız bilmem!

Aman lütfen modayı atlamayalım, rica edicem :))

Foto: Candy Apple, Daily Look, natalia McCarthy,

Not on the high street, Chic Wish

4 yorum:

ajanda,

Junk Travel Journal

08:47 Doorstepping 4 Comments

Bilmiyorum siz atabiliyor musunuz tatilde topladığınız çerçöpü?

Ben atamıyorum, saklıyorum, bir yerlere karışıyor,

kırılıyor, yırtılıyor, sonra da anı olmaktan çıkıp çöpe dönüyor.

Lal'den önce her seyahate uzun uzun çalışır

gitmeden sayfalarca not alır (bunları hala yapıyorum),

seyahat esnasında da aynı deftere her gün notlar alırdım.

Ivır zıvırları da arasına tıkıştırır defteri saklardım.

Yani travel journal tutardım. Şimdi yazmaya zaman yok.

Ondan olayı, İbekciğimden öğrendiğim Junk Journal'a çevirmeye karar verdim.

Nasıl mı? Ahanda boyle;

1) Topladığınız tüm ıvır zıvırları bulun, tatil tatil gruplayın.

2) "Junk Travel Journal"ınıza renk katacak materyalleri bir araya getirin.

Misal; desenini beğendiğiniz kağıt tabak?, pasta-çay kağıt altlığı,

renkli bantlar, zarflar, sakladığınız ambalaj malzemeleri...

Bu noktada defterinize renk ve hoşluk katacak bir başka materyal ise

internette bulabileceğiniz ücretsiz basılabilecek malzemeler.

İşinizi kolaylaştırmak için Pinterest hesabımda bunun için bir dosya hazırladım.

Bir tıkla buyrunuz; Pinterest Doorstepping - Journal Printables

3) Not alacağınız rengarenk kalemler, tarih damgaları,
Kabiliyetiniz varsa resimli not alabileceğiniz çeşitli boya malzemelerini de hazır edin.
4) Belki de en önemlisi fotoğraflar!
Aslında polaroid makinam var ama filmi Tr'de satılmadığı için tutumlu kullanıyorum:))
Onun yerine daha kolay bir yöntem buldum.
İphone ile foto çekiyorum, çerçeve yapan bir app.da (picframe)
fotoları yerleştiriyorum, evden veya fotoğrafçıdan bastırıyorum.
İşte size istediğiniz boyda fotolar :D

5) Gelelim son aşamaya - Defterin Seçimi!

Ben 2 ayrı defter hazırladım;

1- İngiltere için defter niyetine kullandığım Harrods'ın küçük kitapçığı

2- Rodos için, elime geçen ve kesip zımbalayarak defter haline getiridiğim haritalar

Gerisi kafana göre yap yapıştır, tak takıştır ile sayfaları doldurmak :)

İşte ilham alabileceğiniz fotoğraflar ,

tabii İbeking'in olanlar hemen fark ediliyor ;)

Şimdi önerim şu;

ben de defterlere yeni başladığım

& Lal ile hemen bitiremeyeceğim için 1 hafta zaman koyalım

ve haftaya pazartesi

sosyal medyanın herhangi bir mecrasından foto ile yayınlayalım ;)

Ne dersiniz?

4 yorum:

DIY,

Mt Bant ve Dondurma

08:30 Doorstepping 6 Comments

Başlığı böyle atınca hemen bir kısa film çekesim geldi,
mesela kaçırdıkları adamı renkli bantlar ile bağlamışlar
ve işkence yöntemi olarak sürekli dondurma yediriyorlar :)))

Gişe yapmazdı belki ama festivallerden festivallere koşardı :))

Yine tepetaklak konuya girdim,

uzun süredir yapmayı planladığım bir projeydi

çirkin mutfak bordürünü yok etmek.

Mt bantlar işe daha da eğlence kattı.

2 rulo bant ile 20dk.da mutfağa renk geldi ;)

Uzun süredir deepfreeze bekleyen bir başka proje de

(Mutfak işi benim için böyük proje)

tek malzemeli dondurmaydı.

Tarifi Pinterest'te gördüğüm anda işe koyulup gerisini getirememiştim.

Bu haftasonu yaptım, lezzeti gayet tatmin ediciydi!

4 muzu ince dilimler halinde kesip,

deepfreezede yağlı kağıt üstünde donduruyorsunuz.

Daha sonra dilediğiniz kadar donmuş muzu alıp blenderdan geçiriyorsunuz,

buz gibi yiyorsunuz, hepsi bu!

Tabi ben suyunu çıkarıp üstüne damla çikolata da koydum,

çok daha leziz oldu ;)

 

6 yorum: