hayat,

Hayat ve Lal

14:00 Doorstepping 0 Comments

Umutsuzluğa düşmeden, karamsar düşüncüler içinde boğulmadan,
yanı başımızdaki acılara bir parçamızı vermeden
geçen günümüz kalmadı.

Eskiden(lise-ünv dönemi) gelecek ile ilgili kaygı duyardık.
Ekonomik kriz içinde iş bulma, para kazanma ile ilgili kaygılardı. 
Terör çocukluktan beri hayatımızın içindeydi,
gazeteciler öldürülürdü, faili meçhul cinayetler
gözümüzün önünde yaşanır ve öyle kalırdı.


Ya şimdi, aradan yıllar yıllar geçti.
Biz daha da büyüdük.
Çalıştık, evlendik, çocuk sahibi olduk.

Sonrası
 "telli turna"nın hard core versiyonu!

Biz büyüdük ve kirlendi dünya!


Şimdi 5 yaşındaki kızım ile her sabah,
yarın ne olacağını bilmediğim bir dünyaya uyanıyorum.
Terör daha da acımasız (evet, daha da)
her şey mantıktan daha da uzak...

Ben bu postu hazırlarken aslında 
Lal'in doğum gününden bahsedecektim...
Karamsarlık içimize öyle yerleşti ki 
ne kadar mutlu rolü yapmaya çalışsak da 
bir sis gibi her yeri sarıyor.
Bu postu da sardı :(



Not: Evet, şimdi "Lal 5 oldu!" başlığını değiştirmem
ve başka fotoğraflar bulmam lazım.

Neyse bulduklarım öyle gözükmese de
aslında tam da yazıyı temsil ediyor;
Kabusun içinde yaşayıp mutlu rolü yapmak.

15 Temmuz'dan 2 hafta sonra, 
 Lal ile Çeşme'ye annemlerin yanına gittik.
Çok seri şekilde depresyona giren insan olarak
o geceden sonraki halimi anlatmama gerek yok.
Çeşme'ye gelince fark ettim ki, şehrin kasveti burada yok,
ve hayat devam ediyor.

Sonuç olarak;

"Hayat kısa,
kuşlar uçuyor."

                          Cemal Süreyya






0 yorum:

DIY,

Geçen Hafta Pinterest'in En İyileri

08:00 Doorstepping 0 Comments

Pinterest canımın sıkıldığı her anımı,
mutluluğa dönüştürdüğüne göre
bu mutluluğu sizinle de paylaşmak istedim.


Nasıl mutlu ediyor derseniz,
kasvetli ve bir gün sonra nasıl bir ortamda olacağımızı bilmediğimiz
günlerde başka bir dünyanın kapılarını açıyor.


Ve bu dünyada insanların mutlu, eften püften şeyler ile uğraşıyor,
giydiklerini paylaşıyorlar, yediklerini paylaşıyorlar,
tariflerini veriyorlar, kendin yap projeleri üretiyorlar,
sadece fotoğraf çekiyorlar, tavsiyeler veriyorlar...
İşte bu süre boyunca siz de boyut atlıyorsunuz.

Mmmm... gerçekçi olmasa da 
bir tatlı huzur almaya geldim Kalamış'tan gibi :)


Mottoları hayatıma geçirmeye çalışıyorum, 
üşensem de arada tırnaklar ile uğraşıyorum,
kıyafet için ilham alıyorum,
kıyafetleri giyebilmek için sağlıklı yaşam tüyoları alıyorum,
Lal'in hayatına renk katacak şeyler öğreniyorum.


Siz de Pinterest'e girme sıklığınızı arttırın,
güzel oluyor.

Her hafta ilham verenleri paylaşmayı planlıyorum.
Gerçi insanlar plan yaparken Allah gülermiş o_O

Yukarıdaki fotoğraflar geçen hafta pinlediklerimden seçtiklerim
daha fazlası için Pinterest Doorstepping

0 yorum:

basit hayat,

Sadeleşme İyi Gelir

08:01 Doorstepping 5 Comments

2 seneden beri, evdeki eşya kalabalığı üstüme üstüme gelmeye başladı.
Benim ıvır zıvırlarım, Lal'in eşyaları...
Ahmet minimal yaşadığı için evin her yeri bizim eşyalarımız ile doluydu.



Ondan Lal'in küçülen kıyafetleri, yaşı geçen oyuncaklarını
ara ara hep ayıklayıp ablamız Sevilay'a verdik, 
o da gittikçe köyündekilere götürdü.


Ben daha az almaya başladım.
Bunda en çok kilonun faydası oldu.
Kilo aldıkça mevcut kıyafetler üstüme olmadı,
yenilerini aldım, onları da kilodan üstüme yakıştıramadım.
Derken kıyafet almaya eskiye nazaran %90 son verdim.
2-3 senedir hiç giymediğim kıyafetlerimi de ara ara verdim.

Ama yine de ev dolu.
Lal büyüdükçe kıyafet de oyuncak da sürekli alınıyor.



Benim de en son kıyafet verdiğimden beri,
kendime saklamaktan vazgeçtiğim kıyafet ve ayakkabılarım var.
Arka balkonu karıştırdım, oradan da bir sürü şey çıktı.

Kitaplarımı zaten hep veriyorum.
Hem grup grup, hem de tek tek, biliyorsunuz.
Ama yine de var, yine de alınıyor...



Ama "Sade" kitabını okuduktan bir atak daha yapmaya karar verdim. 

Şimdilik yaptığım, araştırdığım ve 
Instagram'da post yaptığımda gelen fikirlerden yola çıkarak
evi ve hayatımı şöyle sadeleştirmeye karar verdim;



1) Lal'in kıyafet ve oyuncakları:
Bunları geçen ay Ottolmak ön ayak olmuştu.
İzmir'deki mültecilere vermiştik.
Bu sefer de aynı şekilde yaparız.

2) Bizim kıyafetler ve ayakkabılar
Bunların bir kısmını yine mültecilere vermiştik.
Tabi kendi koşullarında giyilebilecek olanları.


Hilton'da çalışırken sürekli kıyafet toplardık.
Personel panolarının altına kutular koyardım.
Epey eşya toplanırdı, 2-3 ayda bir 
Karşıyaka Belediyesi'ne götürürdük. 
Çünkü onlar eşyaları temiz bir şekilde, raflara koyarak,
belediyeye bağlı ihtiyaç sahipleri geldiğinde 
insanca dağıtıyorlardı.
Kıyafetleri nereye vereceğimizi ararken
kıyafetleri çöp yığını gibi üst üste dökmüş
bir sürü dernek ile karşılaştım :(



3) Eşyalar
Şimdiye kadar eşyaları hep eş-dost ile paylaştık.
Daha da büyük mobilyamsı şeyleri
İzmir ile Karşıyaka Belediyesi 'ne ve Kızılay'a verdik.
Belediyeyi veya Kızılay'ı telefon ile arıyoruz, 
1 hafta içinde gelip alıyorlar.

Yine öyle bir şey yapmayı planlarken
Instgaram'dan gelen fikirler daha cazip geldi.
Bir tanesi Sadeleşiyoruz ;
Felsefe Köyü inşaatı için Nesin Vakfı'na 
bağış malzemesi olarak eşya göndermek.
(Beni haberdar eden Gökşen'e teşekkürler) 

Diğeri Hipder ;
Hayvanlar için Projeler Derneği
Bağışlanan ürünleri açık arttırma ile satıp
hayvanlar için kaynak sağlıyorlar.
(Dernekten beni haberdar eden Aslı'ya teşekkürler)

Sizin de bildikleriniz varsa yorum yapabilirsiniz.
Belki başka arayanlar da vardır :)




4) The Others
Şimdiye kadar hiçbir şeyimi satmadım, hep verdim.
Ama şu aşamada zamanında gereksiz aldığım 
veya gereksiz bir paraya aldığım şeyleri 
değerinden az da olsa satarak elimden çıkarmak istiyorum.
Bu bir şekilde kendi aptallığımı, kendime affettirmek çabası.
Bunun için Let Go ve Gitttigidiyor'u deneyeceğim.
Olmazsa çok da uğraşmam, diğer yöntemlere geri dönerim.
Umarım bir kaç tane satıp ruhumu rahatlatabilirim :))

Şimdilik durum budur.
Sadelik yolundaki serüvenimi paylaşırım.


5 yorum:

AlınaMAYAcaklar Listesi,

Giymesek

23:39 Doorstepping 1 Comments

Bu garip gurip nesneyi(ayakkabı/terlik tanımlayamıyorum)
 2015'te başımıza saran Gucci,
bence MODÖ'nün (Moda Terör Örgütü) elebaşısıdır.



"Ya, tabi tabi" diye dalga geçtiğimiz bu şeyler
kabus gibi 2016'da da giyilmeye devam ediyor.


Bak "loafer"a karşı değilim,
Gucci'yi geçmişten gelen bir duygu ile severim
ama bi dur.


Her şeye "ooo nays" deme.
Çünkü onun üstüne ne giyersen giy,
(hah sonunda bu nesneye isim buldum;
Loaflik = Terlik + Loafer)
altına loaflik giydiğin sürece olmuyor.

Bak olmuş mu?
Olmuyor işte.


Bu olmuş mu?
Yok, cık, mümkünsüz.


Belki de bizdeki "külhanbeyi kültürü"nden içim ısınmıyor.
Bunlarda yumurta topuk ayakkabısının arkasına basan
mahalle abileri hiç olmamıştır herhalde.

Niye her şey bizim başımıza geliyor!


O zaman şöyle yapalım,
onlar giysin biz giymeyelim ha?
Boyumuz da müsait değil zaten.
Dümdüz giyince iyice bastı bacak oluyoruz.


Özellikle Sibelcan'ın oğlu hiç giymesin :(
Onunda fotosunu koyayım dedim de
kalbim dayanmadı!
Merak eden şu linkten baksın :))

Foto: bagaholicboy, krystalschlegel, thefashionfraction, modernlegacy, harpersbazaar, wmagazine, tattyfrankland

1 yorum: