aktivite,

Süngerden Şömine

16:10 Doorstepping 1 Comments

Geçenlerde Teleferik'e gittiğimizde 
annem ile Lal bir sürü kozalak toplamıştı.
Nerden çaktıysa o anda aklıma geldi birden
"Biz de eve gidince şömine yaparız" dedim.

E verilen söz geri alınmaz.
Evde bol miktarda bulunan süngerlerden yapmaya karar verdim.
Bir şekilde altı açık bir dikdörtgen yapıp,
biraz da boyut katarsam olur dedim.


Süngeri silikon tutar mı acaba diye
bir gece önce deneme yapmıştım.
O da geçer not alınca
9 adet dikdörtgen süngeri 
aşağıdaki gibi birbirine yapıştırarak iskeleti oluşturduk.


Ölçmeyi, hesabı hiç sevmem.
Ondan daha önce başka bir oyun için göz kararı kesilmiş 
birbirine süngerleri yapıştırdım.
Çok az boyut farkını önemsemedim.
O kadar ayrıntıdan sıkılıyorum :)))

(Bizimkiler yaklaşık 40cm)


Geldik boyama kısmına...

Pek iddialı olmadığım bir konu olduğu için
Pinterest'ten daha önce şömine boyaması 
inceleyeyim dedim
bulamadım, hepsi gerçek şöminelerin 
tekrar boyanması ile ilgiliydi.


Hal böyle olunca beğendiğim bir şöminenin 
fotoğrafına bakarak dikdörtgenler çizmeye başladım.
Lal de bu sırada şöminenin iki yanı ve üstünü boyamayı üstlendi.


Sünger olduğu için boyaları kumaş boyası mı,
ahşap boyası mı kullanayım diye düşünürken
serilerdeki mevcut renklerin uyumu ahşap boyasına mecbur bıraktı.
Ortaya da bu sonuç çıktı!
Kozalakları yerleştirmeden en alta da 
yılbaşı ışıklarını koyunca
özellikle akşam gerçek bir şömineye dönüştü.

Yaşasın halkların kardeşliği!!!

(Nasıl bitireceğini bilemedi)  

1 yorum:

diyet,

Lizbon'da Sağlıklı Yaşam Hımmmmm

15:32 Doorstepping 2 Comments

Cümleleri de tersten kurduğum gibi
Lizbon'u anlatmaya da tersten başlıyorum.


Sağlıklı Yaşam Lizbon Sonucu : Kilo almadım.
Ama çok çok ve beyaz unlu yedim.
Yunan adalarındaki gibi kolay yırtamadım.
Peki nasıl kilo almadım?
Anormal yürüdük.


Öyleki sonunda ayağımdaki bağlardan birini yırtmışım,
Ahmet'in de ayağında farklı bir problem meydana geldi o_O
Şöyle söyleyeyim;
"Bir şehir en iyi yürünerek gezilir" mottomuz ile
Baixa'dan  Belem'e kadar bile yürüdük!


Ayağı sakatlamasaydık belki "tuk tuk"a bile binmezdik.
Gerçi çok eğlendik :)
Onu da ayrıca anlatıcam;
Lizbon'un en eğlenceli tuk tuk şoförü David'i! 


Yürümekten hoşlanmayanlar için ise alternatif bol.
Bu kısmı "Lizbon'u Gezmenin 1001 Yolu" yazısı ile 
seyahat blogum YapılacaklarListesi'nde yayınlayacağım.



Ne diyorduk?
Sabah "nata" dedikleri hamurişi tatlı veya soğuk sandviç.
(Nata: aşağıda fotosunu gördüğünüz minik tatlı. 
En iyisi Belem'deki pastanede ama diğer pastanelerde yapılanlar da oldukça lezzetli)


Yürümenin de verdiği enerji kaybı ile her öğün iş çığırından çıktı. 
Öğlen-akşam;  deniz mahsüllü bir şeyler, makarna, pizza...
Neyse gidilen kilo ile gelinen kilo aynı.
Hatta iyi kısmından bakarsak yürümekten 
kas bile yapmış olma ihtimalim yüksek :)))
O halde kaldığımız yerden yola devam!

2 yorum: