BendenSendenBizden,

Saksı

14:30 Doorstepping 10 Comments

Çocuk sevgisi gittikçe artan bir şeymiş.

Kelimeler ile anlatılmazmış,

başına gelince ne demek olduğu anlaşılırmış.

Uykusuzluk, yorgunluk, zamansızlık...önemini kaybediyormuş

vücut dayanıyor, beyin sürünerek ayak uyduruyormuş.

Şunu dedi, bunu yaptı...

muhabbetlerinin ne kadar anlamlı olduğunu kavranıyormuş,

falan filan...

Kafayı eğip Lego'nun kapısını açmaya çalışması,

pipeti tutan parmakları, bal ayısına sıkı sıkı sarılması.

Anneyim ulen ben, saksı değil!

10 yorum:

BendenSendenBizden,

2 Çift Laf

08:31 Doorstepping 4 Comments

Senelerdir ilk defa rejimin 3. gününe geçiyorum!

Bu iyiye işaret, zira normalde öğlen ilk işim rejimi bozmak oluyordu.

Ondan kendime söyleyecek iki çift lafım var;

Kendine iyi davran conim,

yemek yerken duygularını değil, aklını kullan!

Yerken iyidir, hemen kilo almazsın, zamanla yerleşir bıngıllar.

Ama vermeye kalktın mı, ömür billah gitmez yağlar.

Ondan bir insan ol, doyacak kadar ye, kusacak kadar değil.

Sabretmek altın kural, aman Sabri gibi değil :P

Bu post neden şiire dönüştü o da belli değil?!?

Saygılar!

4 yorum:

BendenSendenBizden,

Batman

12:01 Doorstepping 4 Comments

Nasıl bayılıyorum, nasıl seviyorum yeni kolyemi!

Hık demiş, burnumdan düşmüş.

Neredeyse hergün takasım geliyor,

Takamasan, çantaya atıp yanımda taşıyorum.

Evet, psikologdan randevu aldım :P

Neyse yine konudan saptım,

bu saplantımın yaratıcısı Nora!

Siz de yaptıklarına göz atmak isterseniz tık!

Bluz: Primark / Ceket : Mudo / Bileklikler: Pull & Bear / Bot: Elle

 

4 yorum:

BendenSendenBizden,

Gece Giymesi

09:42 Doorstepping 2 Comments

Meğerse benim gece giyecek bir şeyim kalmamış!

Kırk yılda bir gece çıkayım dedim,

dolabın önüne çöktüm kaldım.

Neyse ki bu senenin bazı parçaları fazla dişi de,

benim için gece giyilme statüsüne kavuştular.

Mesela deri görünümlü parlak tayt, Bingo!

Çok tarzım olmamasına rağmen aldığım topuklu botlar, Bingo!

Fışır fışır bir bluz, aksesuarlar... Allah bereket versin!

Bu kombinin beni rahat ettiren tek parçası ise

Hesi'nin "Süper kahraman Clutch"ıydı, kalp malp >_<

 

2 yorum:

Bizden,

Dikkat Dağıtan

08:30 Doorstepping 3 Comments

Hamileyken aldığım göbek altı eteğim

ve kilolarımı saklayıcı hırkam hala iş görüyor.

Gördüğüm anda aşık olduğum,

çalışan farkı ile satışa çıkmadan sahip olduğum

Dogo baykuşlu ayakkabılarım ise

kışın renkli çoraplarım ile

dikkati kilolardan patlak renge çekiyor :))

İşte bunlar hep taktik!

Hırka & etek: Koton / Çorap: Penti / Topuklu: Dogostore

 

3 yorum:

BendenSendenBizden,

Seni Bana Yazmışlar

15:30 Doorstepping 1 Comments

Dergide görüp vurulduğum, hemen almalıyım dediğim

sonra hangi ara alacağım, kesin kalmaz diye hayıflandığım Elle bot

bir de baktım bir indirim sitesinde karşımda duruyor.

Hem kaba hem zarif, hem topuklu hem spor,

hem asi hem şık... 2 rengini kaptım.

Umarım düşlediğim gibi çıkar v

e rahat topuklu sorunu da ortadan kalkar.

 

 

 

1 yorum:

BendenSendenBizden,

Batmaning

08:32 Doorstepping 5 Comments

Senelerce iş nedeniyle her gün giymeme rağmen

hiçbir zaman topuklu ayakkabı insanı olamadım.

İşyeri dışında rahat yürüyemedim

hele de gerektiğinde hiç koşamadım!

Ne vapurlar kaçtı bu yüzden...

Lal sonrası iş değişikliği ile Dogo'da çalışmaya başlayınca

yine özüme döndüm!

Sneakers: Urban Outfitters / Tayt: Yeljo2b / Kazak: Addax

5 yorum:

BendenSendenBizden,

Ulayn 2013

08:35 Doorstepping 3 Comments

2013 çok güzel bir yıl olacak inanıyorum!

2 senedir çok da şahane geçmedi doğrusu,

tamam gezdik tozduk da

bizden başka kimse de kolik bir bebek ile,

hareketli ötesi bir çocuk ile bu kadar gezemezdi.

Gezenti genlerin verdiği güç ile vurduk kendimizi hep yollara :))

(Hareketliliği şöyle anlatayım; Lal'i 2.ay doktora "Bebeğim hiperaktif mi,

öyle ise erken teşhis yapalım, bir şey yapalım!!! diye götürdüm.

Doktor bir dizi sorudan sonra "biz bunlara Sosyal Bebek diyoruz,

anneyi biraz yorar ama sevdiğimiz bebeklerdendir"

diyerek ağzıma bir damla bal çalarak yolladı, öyle bir şey işte!)

Neyse yine konudan saptım,

diyorlar ki 2013 Aslan ve Terazi'lerin yılıymış.

Ben aslan, Ahmet terazi, bu iş olacak gibi :))

Kitchenette'de yılbaşı çekilişinde bizim numaramızın

çıkması da bunun göstergesi, mi?, acaba, umarım :)

 

3 yorum:

BendenSendenBizden,

Şımarık Hikaye

08:35 Doorstepping 2 Comments

Sıcacık yatağından çık, işe git...

Yok, hikaye aslında öyle başlamıyor,

o çocuk yokken başa gelen şımarık bir hikaye :)

Şimdi gece en az 2 defa kalkılan, diş çıkarma periyodunun

ortasında bir anne olarak,

sabah kalktığın yatak sıcak mı,
Ay soğukta nasıl giyiniciiim? gibi şeyler
aklının ucuna bile gelmiyor.
Bir an önce süt verip, sabah birlikte vakit geçirip
Lal'e bakan abla gelince
15dk.da duş dahil hazırlanıp işe yetişmeye çalışıyorsun.

Makyaj hak getire,

eskiden kapatıcı allık sürmeden bakkala bile gitmezdim.

Şimdi mor gözler ile 25 kişiye günaydın deyip

10 gibi işte makyaj yapabiliyorum.

Diyeceğim o ki; siz çocuksuzlar fazla söylenmeyin

ve o bol zamanınız ile dolabın karşısında ne giyeceğim diye

geçirdiğiniz yarım saatin kıymetini bilin ;)

Snood: H&M / Ceket: Pull&Bear / Bluz: Oxxo / Ayakkabı: LovelyShoes

İnşallah LovelyShoes ile ilgili bir post yazıcam, 1 sene geçti yazamadım :(

2 yorum:

Big Ben,

Londra Işıkları

08:32 Doorstepping 3 Comments

Christmas zamanı yurtdışına tatile gidiyorsanız,

tavsiyem şehri hava karardıktan sonra gezmenizdir.

Çirkinlikler karanlık ile örtülürken, ışıkların dansı gözlerinizi kamaştıyor.

Ay, noldu bana? Neredeyse romantik olacaktım.

Bence bu zamanda hiç bir yere gitmeyin
zira Noel tatiline giren herkes kendini sokaklara vuruyor,
üstüne bir de bizim gibi gezmeye gelenler...
çekilecek nane değil, biz ettik siz etmeyin :))
Neyse biz yine de büyük bir azim ve Lal ile
Londra'yı yine adım adım gezdik o_O

Yukarıdan itibaren,

bizim yürüyüş rotamızın başlangıcı

Oxford Street'ten fotoğraflar.

Işıklandırmaya'da reklam alındığını ilk defa görmezlerin beraber,

Marmite'nin her zaman ki ve benim çok güldüğüm sloganı

"Ya seversin, ya nefret edersin"

ışıklar ile şekillenmiş.

Biri Marmite kavanozunun içine dalarken,

diğeri yılbaşı şapkasının içine kusuyor :)))

Işıklandırmada üstünlüğü pek tabi Selfridges koruyor.
Gerçi bu eflatun ışıklar onun her zamanki hali.
Vitrinleri ise yine çok iyiydi fekat kalabalıktan pek bir şey çekemedim :(
Yukarıdaki noel kafa ise
Bir facebook sayfasına fotoğrafınızı ekledikçe değişiyor ;)
Oxford Street'i bu ışıklar ile baştan sona yürüyüp
Regent Street'e sapıyoruz.
Daha şık bir süsleme tüm caddeyi kaplıyor.
Ama fazla ilerlemeden Carnaby'e bir dalıp çıkıyoruz.
Carnaby sokakları Rolling Stones'un 50. yılı nedeniyle
plaklar ve fotoğraflarla ışıldıyor.
Kingly Court'a hızlıca bir göz atıyorum,
yazın geldiğimde buradan haberim yoktu, merak soğuğu yeniyor :))
Tekrar Regent'a çıkıyor ve kalabalığı yararak
Picadilly Circus'a varıyoruz.
Yazın oturup dinlenmiştik ama
soğukta tek yapabildiğimiz yola devam etmek.
Leicester'a doğru dümeni kırıyoruz,
daha önce Soho'yu sokak sokak tavaf ettiğimizden
ve akşam bebek ile gitmek anlamsız olduğundan es geçiyoruz.
Galiba Soho ile ilgili yazmayı unutmuşum,
onu da bir ara yazayım ;)

Leicester'a ulaşınca acaba Trafalgar'da neler oluyordur diye

merak ediyor ve hızlı adımlar ile meydana ulaşıyoruz.

Görüntü yukarıdaki gibi sesleri ise ben anlatayım,

bir grup dev çam ağacının önünde Noel şarkıları söylüyor,

diğer grup ise merdivenlere oturmuş onları seyrediyor :)

Bravo, şak şak yapıp,

Covent Garden için geri dönüyor ve

bu dönemde Londra'nın en sevimli yeri ilan ediyoruz.

Jamie Oliver'ın restaurant yine Türk ile karşılaşmış etkisi yapıyor :))
Pasajlarda dolaşıp
ruhumuzu mutlu ettikten sonra
Thames'e doğru yürümeye başlıyoruz,
yine merak, acaba London Eye tarafında bir şeyler oluyor mu diye?

Karşımıza çıkan manzara böyle, hemen bir banka kuruluyoruz,

Lal her ne kadar gezmeyi seven bir çocuk olsa da

burada pes edip kendini uykuya veriyor.

Biz Big Ben'e saati sorup London Eye'ın yanına geçiyoruz.

Bu noktadan sonra görüntü yok

çünkü telefonun şarjı da bu tempoya dayanamıyor.

Ama Noel için kurulmuş güzel panayırı gezip,

hızla dönen Atlı Karınca'yı izleyip,

yeter diyip otele çark ediyoruz ;))

Not: Bu Christmas/Yılbaşı periyodunda

aynı anda hem Londra hem de Paris'te bulunmuş biri olarak

şunu söyleyebilirim;

Adamlar için önemli olan, Noel'e kadar ki periyod ve Noel akşamı

yani 26 Aralık'ta tüm şaşa sona eriyor.

Yılbaşı onlar için Noel kadar önemli değil.

Hani diyorlar ya Yılbaşı niye kutlanıyor Hristiyan adeti diye

adamlar aslında yeni yılın gelişini bizim kadar önemsemiyorlar,

daha doğrusu Noel kadar...

İşte öyle ;)

3 yorum: