asker ceketi,

Haydi Kızlar Askere!

08:33 Doorstepping 1 Comments

Bir kaç yıldır süren parka modası

bu yıl iyice sertleşerek direk asker ceketine dönüştü.

Nisan ayında gerçekleşen Wine Fashion Taste'de
Etcetura markasının yaratıcısı Ezra Çetin bize bu tüyoyu vermiş,
ben de burada yazmıştım, dikkat dikkat diye!
Hah, işte vakit geldi.
Abinizin, komşunun oğlunun ceketlerini topladınız mı?
Toplamadıysanız, en yakın asker zavazingoları satan yere gidip,
döneminizi söyleyerek :P bir ceket kapıyorsunuz.

Ouww! Bu benim için çok sert! derseniz,

o zaman kısa parkalar ile devam edin yola.

Ama aklınıza gelen hersey ile giyin.
Kokteyl elbisesi, günlük, stiletto...
Nasıl çok cool!!! değil mi?

Hadi cool'un hakkını cool'a verin.

Son zamanlarda gördüğüm en tarz kombinler bunlar!

Sen ne yapacaksın? derseniz

1-2 tane uzun, 1 tane de kısa parkamı evine çevire giyeceğim.

Ama şu desenlilerden de mutlaka edineceğim!

 

1 yorum:

BendenSendenBizden,

Atraksiyon Lal'ine Cupcake

13:43 Doorstepping 7 Comments

Lal doğduğundan beri uyumak dışındaki her anını

atraksiyonla geçirdiği için sürekli bir oyalangaç bulma peşindeyim.

İlk aylarda salıncakta 5dk. oturmadı diye sinir krizlerine girerdim,

ya ben alıştım tempoya,

yada o daha bilinçlendiği için birlikte zaman keyifli geçiyor.

Bu cupcake yapma oyununu da Volume 25'tan buldum.

İlk fotoğrafta gördüğünüz gibi bastırıp kesiyorsunuz.

Lal küçük oldugu icin biraz kontrolsüz güce sahip.

Ondan daha uzun süreli kullanım için ben kalın bir A4'e basıp kestim.

Daha sonra kestiğim parçaları PVC yaptırdım. Tabi tekrar kestim.

Biraz zahmeti oluyor ama çok daha uzun dayanacağı kesin.

Ve sonra yaratıcılık ile çene yarış yapıyor.

- Bak annecim, önce kakaolu bir kek yapalım,

sonra onu pembe bir kağıda koyalım. Üstüne nasıl bir krema yapalım?

Çilekli nasıl? Pembe pembe? Bunu babaya verelim mi yesin?

O zaman üstüne süs koyalım kalpli, tamaaaam.

Ay dur dağıtma! Bak yatağın altına gitti, nasıl alacağız şimdi?

- Flash Tv Gerçek Kesit'i izlediniz. -

Herşeye rağmen siz de yapmak isterseniz buraya tıklamanız yeterli ;)

 

7 yorum:

kış,

Kış Bordoya Teslim

08:35 Doorstepping 1 Comments

Bordolar raflarda yerini aldı.

Peki biz hazır mıyız soran yok.

Bütün yaz fosforlu renkler, fuşyalar arasında gezdik durduk.

Şimdi diyorlar ki "Arkanı dön ve tam ters yöne yürü!"

Pull &
- Pull & Bear -

 

Öyle de kolay alışılıyor ki...

Kafanı sağa çeviriyorsun başka renkte kıyafetler bulmak için,

yok yine bordo!

- Oysho -

O mağazadan çıkıp baskasına giriyorsun,

Pat! yine bordo!

- Koton -

"Aaaa, bu ne be kasvet kasvet!" diyip tepen atıyor.

Gideyim bari iç çamaşırlarına bakayım onlar normaldir diyorsun.

O da ne yer gök bordo!

Sonunda aşağıdaki sırada gördüğünüz

bir tarafı bordo, bir tarafı toz pembe topukluları aldım.

"Mutlu olmak için 2000lerin altın kuralı"nı uyguladım yani;

Kaçış yoksa uyum sağlayacaksın ;)

 

1 yorum:

50ler,

Pop ile Zaman Tüneli

10:25 Doorstepping 2 Comments

Dün Alaçatı'da bir rüyanın içine girdim.

40lara, 50lere, 60,lara... tek tek gittim.

Kiminde müzik dinledim, kiminde yemek yedim,

kiminde de televizyon seyrettim, siyah-beyazdı ama idare ettim ;)

Teneke kutularda sakladığım eşyalarımı buldum,

1-2 yazı için senelerdir biriktirdiğim dergilerimi.

Saksı yapacaktım Vita yağ tenekesinden bir kenarda kalmış.

Unutmuştum, isabet olmuş, şimdi bakıp bakıp... neyse...

Hele çalar saatim, en son sabahın köründe çalmıştı da

dolaba saklamıştım, yastıkların altına.

Yine de sonuna kadar, sesi gelmişti, komşular uyanmıştı kesin :))

Yalnız bir dondurmacı oyuncağım vardı.

Dondurmacı bisikletini sürer, önünde de dondurma arabası.

Onu roket olarak buldum, tuhaf geldi, iyi oldu, bunu da çok sevdim :)

Ama esas vurucu darbeyi bir pikaptan yedim,

hem de radyolu, hem de teypli!

Hala çalıyordu, çalıyordu, çalıyordu, çalı...

Gelin siz de dinleyin;

Daha fazla fotograf dediğinizi duyar gibiyim.

Olmaz mı daha çok var.

Koleksiyonun devamı ve Pop ile ilgili merak ettikleriniz

Yapılacaklar Listesi'nde!

Zamanda yolculuk yapmamızı sağlayan Pop Abla

yani Hatice Poyraz ve eşi Muzaffer Poyraz'a teşekkürü bir borç bilirim :)

Not: Amatör iPhone kamera çekimi için zory

ama eminim anı yaşatmaya yetmiştir.

 

2 yorum:

ajanda,

Ajan-lük!

23:39 Doorstepping 5 Comments

Hayat hızla geçerken not tutmak, yapılanları yazmak isteyip

zaman bulamayanlardan mısınız?

Ben şahsen öyleyim, feci öyleyim.

Çalışırken hersey çok kolaydı, düzenli hayat, aşağı yukarı belli olan saatler,

ajandanın, not defterinin, kaleminin her zaman elinin altında olduğu bir masa.

Şimdi ajandaya yazıyorum, eksik geliyor.

Günlük gibi tutayım diyorum, 2 gün yazıyorum, 3. gün hiç olmuyor.

Sonuç olarak derdime devayı Creativity Prompt'da buldum.

Hem ajanda kısalığında hem de günlük içeriğinde!

Ben bu sayfayı küçültüp, renkli bir A4'e 2 tane gelecek şekilde bastırdım.

Zaten işaretli olan zımba yerlerinden delip bir kurdele ile bağladım.

Sonra istediğim bir dergi kapağını aynı boyutta küçülterek yine kapak yaptım.

Tabi daha sonra bu kapağın üstüne muhtemelen bir kolaj calışması olacak ;)

Gerisi yaz, çiz, sakla!

Sende yap, güzel oluyor ;)

5 yorum:

Bizden,

Eski Kiloya Dönüş

19:18 Doorstepping 10 Comments

Hamilelik öncesi kiloma döndüm sayılır!
Tabi hamile kaldığım kilonun, normal kilomdan 4-5kg,
olmak istediğim kilodan 6kg fazlaydı, o ayrı :(

Yani ilk hedefim 55!

Daha sonra 53, bu biraz zor-t :)))

Bu kiloya yiye içe geldiğim için

---- bilenler bilir insan gibi yemem :( ----

bundan sonrası kolay gibi gözükse de

diyete sadık kalmak çok zor.

Gerçi diyetisyenimin verdigi liste ile doğum doktorumun verdiği aynıydı.

Yani Sağlıklı Yaşam Listesi!!!

Bol bol ekmek, omlet, meyve, sebze, süt...
Hadi bakayım göreyim kendimi, aslanım, kaplanım :P

Bak hemen havaya girdim.

Oolum benim burnum bile şişti be, nasıl havaya girmeyeyim.

Neyse kayıtlara geçsin: 60,5'um!!!

Ha, zayıflamaktaki en büyük umudum Lal'in ayaklanması

sürekli ayaktayız, spora 7x24 devam yani.

Neyse ben başlıyorum, beni seven arkamdan gelsin!

Bu arada yukarıdaki lezzeti yapmak isteyenlere
görsel açıklama işte burada!
Robot Bluz: Zara / Şort: Bershka / Ayakkabı & Gözlük: Selfridges

10 yorum:

Camden Market,

Londra Gezi Postingen 6

08:30 Doorstepping 2 Comments

Postları hazırlarken yürüyüş rotamız üstünden anlatmak istedim.

Belki aynı rotayı veya size uyan bir kısmını takip etmek istersiniz.

O halde bir Pazar günü için;

Sherlock Holmes veya Madame Tussauds Müzesi >

Regent's Park >

Camden Market >

nehirden tekne ile Paddington

...tabi aralarında daha bir sürü yer ;)

Bu postun başında biraz alkole ihtiyaç var

zira uzun bir yürüyüş bizi bekliyor.

Biz güne Sherlock Holmes müzesi ile başladık.

İsterseniz siz Madame Tussauds ile başlayın, 2si birbirine çok yakın.

Ayrıca 2 müze için de sonuç aynı olacak,

kuyrukta beklemekten ve gezmekten yorgun ayaklar dinlenmek isteyecek.

Biz bu işi hemen köşedeki The Volunteer'da yaptık.

Bir müze gezmekle yorulunur mu? diyen

Bir önceki postta bahsettigim Beatles dükkanı da gezebilir ;)

Tamam, çok oturdunuz kalkın artık, daha kocaaa Regent's Park'ı geçeceğiz.

İsterseniz siz dolaşarak veya oturma hakkınızı burada kullanarak gezin,

çünkü çok güzel bir park.

Ama biz sadece havasını koklamak amacıyla içinden geçtiğimiz ve hedefimiz

pazarları kurulan Camden Market'a ulaşmak olduğundan yolu kestirdik

Sol tarafta gördüğünüz gölün üstündeki köprüden geçerek,

yukarı, London Zoo'ya doğru olan yoldan (ters v) devam ettik.

Diğer bölgeleri eminim daha keyiflidir ama burası da bizi oldukça tatmin etti.

Daha sonra "Haritaların hastası, Yolların ustası Ben" :)))

sokak aralarından bir yol çizerek hedefimizin tepesine çıktık.

Bu rotayı takip ederseniz hem turistik yerlerden bir nebze uzaklaşmış

hem de yeni yerler keşfetmiş olursunuz.

Tabi yürümeyi seviyorsanız.

Parktan çıkınca sağa Prince Albert Road'a dönün,

daha sonra sola Albert Terrace'a,

ve hafif sol sağ yapıp, sağdan Fitzroy Road'a devam edin.

Kulağınıza Jazz tınıları gelmeye başladı mı?

O zaman The Princess of Wales'a ulaştınız demektir.

Öğle vakti, kahveyle birlikte Jazz... kendinize hemen bir yer bulun!

Söylemesi kolay, biz Lal uyuduğu için oturmaya cesaret edemedik :(

Yola devam!

"Ben Jazz sevmem, bana bira de yeter!" derseniz, işte bir mahalle pub'ı.

Evet, Fitzroy'dan yukarı çıktık.

Şimdi sola Gloucester Avenue'ya dönüp devam ediyoruz.

Yol bizi tren yoluna çıkarıyor ve bu pub The Pembroke iste bu köşede!

Tren yolunu geçer geçmez sağa, Regent's Park St.e sapıyoruz.

Ve yol bizi pat diye Chalk Farm Road'a çıkarıyor!

İşte bu yoldan sağa, aşağı dogru gezmeye başlıyorsunuz.
Cafeler, küçük dükkanlar, pazar kalabalığı, keyifli bir curcuna yani ;)

Benim her yurtdışı tatilindeki halim;

notların yazılı oldugu 1 defter ve lime lime olmuş harita.

Yoldan aşağı inerken solda bir sokağın içinde bu manzarayı göreceksiniz.
Burası meşhur The Stables, eski büyük bir ahır, artık pazar!

 

İçeride hediyelikler, dunya mutfakları sunan büfeler, çakma Cath Kidston çantalar, tabelalar, takılar, tukular...

Bir şey almayacak olsanız bile ki ben öyle yaptım, içinden şöyle bir geçin ;)

Bir tek Meksika mutfağına daldım, o kaaaa!

Buradan çıktıktan kısa bir süre sonra Camden Market'a varıyorsunuz.

Köprüye geldiniz zaman sola girerseniz,

aşağıda fotoğrafta görünen pazara girmiş olursunuz.

Bu bölümde öncelikle meşhur motor sandalyeli yemek alanı var!

Bundan sonrasında ise cok güzel t-shirtleri, tunikler, çantalar, aksesuarlar var

Ben de aldığım tuniği kaybetmeseydim iyiydi :(

Bunlardan biriydi, pöffff :(((

Köprüden sağa donerseniz önce takıların oldugu bölüme,

Daha sonra da yemeklerin, içkilerin mekanına ulaşıyorsunuz

Hep mi var, biz mi denk geldik bilmiyorum ama yüksek sesli müzik
kokteyl kıvamı elde içilen içkiler ile epey eglenceliydi :)

Aşağıdaki fotoda da bahsettigim kalabalığı görüyorsunuz.

Evet burası bir kanal ve cok sevimli botlar var.

Sabah erken saatlerde başlayan ve bol tempolu bugünde

bizim 5 gibi pestilimiz çıkmıştı :(

Ondan yemeklerin satıldığı yerde,

gizli saklı bir iskeleden kalkan bota atlayarak eve dogru rotayı çevirdik.

Belki metroyla daha çabuk giderdik ama o zaman bu güzellikleri göremezdik.

Bence siz de dönüş icin mutlaka bu yolu kullanın ;)

Ki artık cok yorulduğumuz icin adam akıllı fotograf da çekemedim.

İşte kanal turunun son durağı Paddington!

Şimdi ister otelinize gidin,

İster yakında sayılabilecek Hyde Park'a yemeğe ve dinlenmeye gidin.

Bitirmeden 2 uyarı;

1- evet Hyde Park'a yine yuruyeceksiniz :)))

Tamam metroyla yakınlarına da gidebilirsiniz :))))

2- gördüğünüz marketten alışveriş yapın çünkü Hyde Park'a yakın market yok desem yeri!

 

2 yorum: